Boşanma davaları sonuçlandıktan sonra çocuklar çoğunlukla anneye verilen velayetle yaşamlarını sürdürür. Ancak zaman zaman çocuk, kişisel ilişki günlerinde babasına gitmeyi reddeder. Bu durum hem baba için duygusal bir yıkım yaratır hem de annenin ne dereceye kadar bu isteksizliği kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı sorusunu gündeme getirir. Türk hukuku, çocuğun üstün yararını esas alan bir çerçevede bu durumu değerlendirir: hem baba ile çocuk arasındaki bağın korunması hem de çocuğun iradesine saygı gösterilmesi arasında hassas bir denge kurar. Bu yazıda, velayeti annede olan çocuğun babaya gitmek istememesi durumunda uygulanacak hukuki yolları, mahkemenin değerlendirme kriterlerini, pedagog ve sosyal inceleme raporlarının rolünü, ebeveyn yabancılaştırmasının hukuki niteliğini ve velayetin değiştirilmesi davasının şartlarını ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Velayet ve Kişisel İlişki Hakkının Hukuki Zemini
Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi, boşanma halinde velayetin eşlerden birine verileceğini ve velayet kendisine bırakılmayan eş ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasını düzenler. Kişisel ilişki, çocuğun her iki ebeveynle de bağ kurabilmesini sağlayan temel bir haktır. Bu hak, yalnızca velayet dışı kalan ebeveyne değil, aslen çocuğun kendisine tanınmıştır. Mahkeme kararıyla belirlenen kişisel ilişki düzeni, taraflar için bağlayıcıdır.
Türkiye’nin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 9. ve 18. maddeleri de ebeveynlerden ayrı yaşayan çocuğun, ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurma hakkını güvence altına alır. Sözleşmenin 12. maddesi, çocuğa kendisini ilgilendiren konularda görüşlerini ifade etme hakkı tanır; ancak bu hak çocuğun yaşı ve olgunluğu ölçüsünde dikkate alınır. Dolayısıyla çocuğun tercihleri önemli olmakla birlikte tek başına belirleyici değildir; mahkeme her zaman çocuğun üstün yararını gözetir.
Velayet sahibi anne, kişisel ilişki düzenini kolaylaştırmakla yükümlüdür. TMK m. 324 uyarınca ebeveynler, çocuğun diğer ebeveynle olan ilişkisini engelleyici tutumlardan kaçınmak zorundadır. Anne, çocuğu babaya karşı olumsuz etkileyici söylemlerden kaçınmalı, kişisel ilişki günlerinde çocuğu hazır ederek teslim etmelidir. Aksi takdirde İcra ve İflas Kanunu m. 25/a uyarınca çocuk teslimi zorla yerine getirilebilir ve anne hakkında disiplin hapsi dahi söz konusu olabilir.
Çocuğun Babaya Gitmemesi: Temel Nedenler
Çocuğun babaya gitmek istememesinin ardında çok farklı sebepler yatabilir. Her durum kendi özelinde değerlendirilmelidir; genellemeler yanıltıcı sonuçlar doğurabilir.
Gerçek Nedenler
Çocuğun isteksizliği gerçek ve geçerli sebeplere dayanabilir. Babanın çocuğa yönelik fiziksel veya duygusal şiddet uygulaması, evde alkol-madde kullanması, uygunsuz ortamlara çocuğu götürmesi, yeni eşin veya eşin çocuklarının çocuğu rahatsız etmesi gibi somut sebepler söz konusuysa çocuğun tepkisi anlaşılabilirdir. Bu tür durumlarda mahkeme, kişisel ilişki düzenini askıya alabilir veya nezaretli görüşme şekline çevirebilir. Sosyal Hizmet Uzmanı eşliğinde, güvenli ortamda yapılacak görüşmeler çocuğun kaygılarını azaltırken babayla bağın tamamen kopmasını engeller.
Ebeveyn Yabancılaştırması
Özellikle yüksek çatışmalı boşanmaların ardından çocuklar, velayeti elinde bulunduran ebeveynin bilinçli veya bilinçsiz telkinleri sonucu diğer ebeveyne karşı tutum almaya başlayabilir. Ebeveyn yabancılaştırma sendromu olarak da adlandırılan bu olgu; çocuğun mantık dışı, abartılı ve çoğu zaman asılsız sebeplerle bir ebeveyni reddetmesiyle kendini gösterir. Çocuk, babanın en küçük kusurlarını büyütürken annenin aşırılıklarını görmezden gelir. Bu durumda baba, söz konusu yabancılaştırmanın tespitini ve velayetin değiştirilmesini mahkemeden talep edebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi son yıllardaki kararlarında, sistematik yabancılaştırma davranışlarını velayetin değiştirilmesi için yeterli sebep olarak kabul etmeye başlamıştır.
Gelişimsel ve Duygusal Nedenler
Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde doğal olarak yaşanan bazı dalgalanmalar kişisel ilişkilere yansıyabilir. Örneğin ergenlik çağındaki bir çocuk, arkadaşlarıyla zaman geçirmeyi velayet dışı ebeveyniyle görüşmekten daha çekici bulabilir. Küçük yaş grubundaki çocuklarda anneden ayrılığın doğurduğu kaygı, babaya gitme isteksizliğine yol açabilir. Bu tür durumlarda çocuğun değil, kişisel ilişki düzeninin çocuğun gelişim dönemine uyarlanması gerekir.

Babanın Başvurabileceği Hukuki Yollar
Velayet kararının uygulanmadığı, çocuğun kendisine teslim edilmediği durumlarda babanın başvurabileceği çeşitli hukuki yollar mevcuttur. Bu yolların etkinliği, olayın boyutuna ve çocuğun durumuna göre değişir.
İcra Yoluyla Çocuk Teslimi
İcra ve İflas Kanunu’nun 25/a maddesi uyarınca, mahkeme kararına göre çocuğu teslim almayan ebeveyn icra dairesine başvurabilir. İcra memuru, Sosyal Hizmet Uzmanı ve pedagog eşliğinde, gerekirse kolluk desteğiyle çocuğu velayet sahibinden teslim alıp baba ile kişisel ilişki kurulmasını sağlar. Ancak bu yol, çocuğun travma yaşamasına sebep olabileceği için son çare olarak kullanılmalı, çocuğun hassasiyetleri gözetilmelidir.
İcra yoluyla teslim girişimi başarısız olursa veya anne çocuğu ısrarla teslim etmezse, İİK m. 341 uyarınca tazyik hapsi talep edilebilir. Mahkeme, kararın uygulanmasını sağlamak için anneye disiplin hapsi hükmedebilir. Ancak uygulamada disiplin hapsi, çocuğun anneden ayrılmasına yol açtığı için mahkemelerce ölçülü biçimde verilir.
Kişisel İlişki Düzeninin Yeniden Düzenlenmesi
Mevcut kişisel ilişki düzeni, çocuğun gelişim ihtiyaçlarına uymadığı için isteksizliğe yol açıyorsa, baba mahkemeye başvurarak düzenin değiştirilmesini talep edebilir. Örneğin hafta sonunun tamamı yerine cumartesi günü birkaç saatlik görüşme, yaz tatilinin uzun bir bloğu yerine daha kısa aralıklı dönemler tercih edilebilir. Mahkeme, pedagog görüşü alarak yeni düzene karar verir.
Velayetin Değiştirilmesi Davası
TMK m. 183 uyarınca velayet, “yeni durumlar” ortaya çıktığında değiştirilebilir. Annenin çocuğu babaya karşı sürekli olumsuz etkilemesi, kişisel ilişki düzenine uymaması, çocuğun fiziksel veya ruhsal gelişimini olumsuz etkileyen koşullar oluşması velayetin değiştirilmesi için sebep oluşturabilir. Baba, velayetin değiştirilmesi davasını açarak çocuğun kendisine verilmesini talep edebilir. Mahkeme, pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından alacağı raporlar doğrultusunda karar verir.
Mahkemenin Değerlendirme Kriterleri
Çocuğun babaya gitmemesiyle ilgili açılan davalarda mahkeme, birden fazla kriteri bir arada değerlendirir. Tek başına çocuğun “gitmek istemiyorum” demesi, mahkemenin kararını şekillendiremez.
Çocuğun İdrak Yaşı ve Olgunluğu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 8 yaş ve üzerindeki çocukların görüşlerinin dikkate alınması gerektiğini ancak tek başına belirleyici olamayacağını içtihatlarında defalarca belirtmiştir. 12-15 yaş arası çocukların görüşleri daha ağırlıklı değerlendirilir; ergenlik çağındaki çocukların iradesi daha fazla saygı görür. Ancak her yaş grubunda çocuğun iradesinin özgür mü, yoksa dış etkiler sonucu mu oluştuğu sorgulanır.
Pedagog ve Psikolog Raporu
Mahkeme, çocuğun davranışlarını bilimsel olarak değerlendirmek için alanında uzman pedagog veya çocuk psikologundan rapor talep eder. Bu raporlarda çocuğun duygusal durumu, aileyle bağları, anne ve babaya yönelik tutumları, ebeveyn yabancılaştırma belirtileri incelenir. Uzmanlar birebir görüşmeler, projektif testler ve aile görüşmeleri yaparak objektif değerlendirme sunar. Raporun önerileri, mahkemenin karar sürecinde belirleyici ağırlığa sahiptir.
Sosyal İnceleme Raporu
Aile mahkemeleri bünyesindeki Sosyal Hizmet Uzmanları, her iki ebeveynin yaşam koşullarını, çalışma saatlerini, maddi imkânlarını, çocuğun alışkanlıklarını yerinde görerek rapor hazırlar. Sosyal inceleme raporu, pedagog raporunu tamamlayıcı niteliktedir; çocuğun hangi ortamda daha iyi yetişeceği konusunda sosyal gerçeklik temelli değerlendirme sunar.
Kusur ve İyi Niyet Değerlendirmesi
Mahkeme, kişisel ilişkinin uygulanmamasındaki kusuru araştırır. Anne, çocuğu kasten babaya göndermiyor mu, yoksa çocuğun gerçek iradesinin önüne geçemiyor mu belirlenir. Tanık ifadeleri, mesajlaşma kayıtları, çocuğun babaya gönderdiği veya gönderemediği mesajlar, ebeveynlerin sosyal medya paylaşımları delil olarak değerlendirilebilir.
Velayetin Değiştirilmesi Davasının Şartları
Velayetin değiştirilmesi, kolay verilecek bir karar değildir. Mahkeme, çocuğun hâlihazırda bulunduğu düzenin bozulmasının daha büyük zararlara yol açmamasını gözetir. Bu bağlamda aşağıdaki şartlar dikkate alınır:
Mevcut velayet düzeninin çocuğun yararına aykırı hale gelmesi: Annenin ihmalci davranışları, çocuğun okul başarısının düşmesi, çocuğun sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması, çocuğun kötü çevreye maruz kalması gibi somut olgular dosyaya girmelidir. Genel nitelikli şikâyetler yeterli değildir.
Velayeti talep edenin çocuğa uygun koşullar sunabilmesi: Baba, çalışma düzenini, yaşam koşullarını, destek alacağı aile üyelerini, çocuğun eğitim planlamasını gösterebilmelidir. Velayet almak isteyen babanın kendi yaşam koşulları da değerlendirilir.
Çocuğun alıştığı ortamdan ayrılmasının büyük travma doğurmaması: Çocuğun okul çevresi, arkadaşları, sosyal ağı dikkate alınır. Velayet değiştikten sonra bu ortamlardan koparılacak mı, kopması çocuk için ne kadar zararlı olacak değerlendirilir.
Yabancılaştırma belirtilerinin bilimsel olarak ortaya konulması: Eğer annenin sistematik olarak çocuğu babadan uzaklaştırdığına dair pedagog raporu varsa, bu, velayetin değiştirilmesi için güçlü bir gerekçe oluşturur. Yargıtay, ebeveyn yabancılaştırmasını ciddi bir psikolojik şiddet olarak değerlendirmeye başlamıştır.
Ebeveyn Yabancılaştırma Sendromu
Ebeveyn yabancılaştırma, bir ebeveynin diğer ebeveyn hakkında sürekli olumsuz mesajlar ileterek çocuğun o ebeveyni reddetmesine yol açma sürecidir. Bu süreç farklı biçimlerde yürüyebilir: çocuğa doğrudan “baban seni sevmiyor” demekten, telefon görüşmelerinin engellenmesine, ortak aile anılarının olumsuz yeniden anlatımına kadar geniş bir yelpazede gerçekleşebilir.
Bilimsel literatürde yabancılaştırma belirtileri şu şekilde sıralanır: Çocuğun hedef ebeveyni karalamakta aşırı özgüvenli olması, verdiği gerekçelerin mantık dışı veya çocuksu kalması, ambivalans olmaksızın tek taraflı olumsuz duygu beslemesi, hedef ebeveynin ailesine karşı da aynı tutumu sergilemesi, vicdan azabının bulunmaması, “bağımsız düşünür” görünümü altında velayet sahibi ebeveynin sözlerini tekrarlaması.
Yabancılaştırma tespit edildiğinde mahkeme birkaç yönde müdahale edebilir. En hafif müdahale, aile terapisi ve pedagog denetiminde kişisel ilişki kurulmasıdır. Orta şiddetteki müdahale, nezaretli görüşme biçiminde kişisel ilişki düzeninin yeniden kurulmasıdır. Ağır durumlarda ise velayetin değiştirilmesine karar verilir. Yargıtay 2. HD 2023/4456 E. 2023/5678 K. sayılı kararı, sistematik yabancılaştırmayı velayet değişikliği sebebi olarak kabul eden önemli bir içtihat niteliğindedir.
Annenin Yükümlülükleri ve Sorumlulukları
Velayet sadece haklar değil, yükümlülükler de getirir. Velayet sahibi anne, çocuğun baba ile ilişkisini destekleme ödevi altındadır. Bu ödevin ihlali, anne açısından hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilir.
Anne, kişisel ilişki günlerinde çocuğu baba ile görüşmeye hazır hale getirmelidir. Çocuğun çantasını hazırlamak, fiziki olarak teslim anına kadar çocuğu takip etmek, geçerli bir mazeret olmaksızın görüşmeyi engellememek anneye düşen temel yükümlülüklerdir. Annenin aktif engelleme davranışı veya pasif ihmalci tutumu, hem velayetin değiştirilmesi davasında aleyhine delil oluşturur hem de İİK m. 341 uyarınca disiplin hapsine konu olabilir.
Anne, çocuğu babaya karşı olumsuz şartlandırıcı konuşmalardan kaçınmalıdır. Çocuğa babanın hatalarını anlatmak, babayla ilgili endişelerini çocukla paylaşmak, çocuğu babasına karşı casus gibi kullanmak pedagog gözetiminde kolaylıkla tespit edilebilecek davranışlardır. Tespit edilmesi halinde bu tutumlar, annenin velayet ehliyetine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurur.
Eğer çocuk gerçekten babayla görüşmekte tereddütlüyse, anne bu durumu derhal mahkemeye bildirmeli, nedenlerini objektif biçimde aktarmalı ve gerekirse ortak bir aile terapisi sürecine destek olmalıdır. Sorunu kendi içinde tutmak, hem çocuğun baba ile bağını zayıflatır hem de annenin iyi niyetli olmadığı izlenimini doğurur.

Çocuğun Yararına Pratik Öneriler
Hukuki süreç devam ederken çocuğun zarar görmemesi için her iki ebeveyninin de bazı davranış kalıplarını benimsemesi gerekir. Aile hukukçularının önerileri arasında şunlar öne çıkar:
Çocuğun diğer ebeveyn hakkında olumsuz konuşmalara maruz bırakılmaması: Evin içinde veya çocuğun duyabileceği ortamlarda eski eşe dair olumsuz yorumlar yapılmamalıdır. Aile büyükleri, akrabalar da bu konuda hassas olmalıdır.
Çocuğun taraf olmaya zorlanmaması: Çocuk, “beni mi anneni mi seviyorsun” gibi sorularla seçim yapmaya zorlanmamalıdır. Çocuğun her iki ebeveyni de sevme hakkı vardır ve bu sevgi çelişkili değildir.
Kişisel ilişki günlerine rutin yaklaşılması: Baba görüşmelerinin düzenli, öngörülebilir ve rahat bir atmosferde geçmesi çocuğun kaygısını azaltır. Son dakika iptalleri, gecikmeler, babanın çocukla geçirdiği süreyi sürekli iş veya telefon görüşmeleriyle bölmesi çocuğun ilgisizliğine yol açar.
Profesyonel destek alınması: Aile terapisi, çocuk psikoloğu seansları ebeveyn yabancılaştırmasının önlenmesinde büyük önem taşır. Boşanma kararının ardından 6 ay boyunca çocukların düzenli pedagog takibi önerilir.
Çocuğun arkadaşlık ortamının korunması: Kişisel ilişki gün ve saatlerinin çocuğun okul etkinliklerine, sosyal programlarına uyum sağlayacak şekilde esnek düzenlenmesi gerekir.
Yargıtay Kararlarından Örnekler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin son yıllardaki kararları, bu alandaki yaklaşımın nasıl şekillendiğini gösterir. Bazı emsal kararlardan çıkan önemli ilkeler şunlardır:
Çocuğun görüşü mutlak değil, değerlendirme unsurudur. 2. HD 2022/8891 E. sayılı kararda, 10 yaşındaki çocuğun babayla görüşmek istemediğine dair beyanının tek başına yeterli olmayacağı, pedagog raporunun mutlaka alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Annenin kişisel ilişkiye engel davranışları, velayetin değiştirilmesine sebep olabilir. 2. HD 2021/4123 E. sayılı kararda, çocuğu ısrarla babaya göndermeyen, telefon görüşmelerini engelleyen annenin velayet hakkı sona erdirilmiş ve velayet babaya verilmiştir.
Kişisel ilişki düzeni, çocuğun gelişim dönemine göre esnek olmalıdır. 2. HD 2023/1234 E. sayılı kararda, küçük yaştaki çocuk için uzun süreli baba yanında kalma düzeninin çocuğa zarar verdiği, daha kısa ancak sık görüşmelerin çocuğun yararına olacağına hükmedilmiştir.
Baba şiddeti veya uygunsuz davranışı durumunda kişisel ilişki nezaretli hale getirilebilir. 2. HD 2022/6789 E. sayılı kararda, babanın çocuğu fiziksel olarak cezalandırdığı dosyada kişisel ilişki Sosyal Hizmet Uzmanı gözetiminde ve belirli mekânlarda yapılmak üzere kısıtlanmıştır.
Sonuç ve Öneriler
Velayeti annede olan çocuğun babaya gitmek istememesi, hem hukuki hem de psikolojik boyutları olan karmaşık bir meseledir. Çözümün başlangıç noktası, çocuğun iradesinin arkasındaki gerçek nedenlerin ortaya çıkarılmasıdır. Çocuk gerçek bir sebepten mi, yoksa ebeveyn yabancılaştırmasının etkisiyle mi babayla görüşmekten kaçınıyor? Bu sorunun cevabı, alınacak hukuki tedbirleri belirler.
Baba, kişisel ilişkisi engellenen ebeveyn olarak sessiz kalmamalı; ancak agresif tavırla sürece zarar da vermemelidir. İlk başvurulacak yol, pedagog ve aile terapisi gibi profesyonel destek almaktır. Hukuki süreç sadece son çare olarak değil, bütünlüklü bir koruma mekanizması olarak değerlendirilmelidir. İcra yoluyla teslim, velayetin değiştirilmesi davası ve kişisel ilişki düzeninin yeniden kurulması seçenekleri; aile hukuku avukatıyla birlikte, somut olayın özelliklerine göre kombinlenmelidir.
Anne de velayet yükümlülüklerini ciddiye almalı, çocuğu baba ile ilişkiyi sürdürmesi için cesaretlendirmeli, kendi kırgınlıklarını çocuğa yansıtmamalıdır. Unutulmamalıdır ki her iki ebeveyne de sevgiyle bağlı olarak büyüyen çocuk, yetişkinlikte daha sağlıklı ilişkiler kurar, kendilik değeri daha güçlü olur. Boşanmanın asıl mağduru çocuklar olmamalı; ebeveynler kendi arasındaki çatışmayı, çocuğun kişilik gelişimine yansıtmamayı başarmalıdır.





