
Boşanma sürecinde çocukla görüşmenin engellenmesi, hem hukuki hem de psikolojik açıdan son derece ciddi sonuçlar doğuran bir sorundur. Velayet sahibi ebeveynin, mahkeme kararıyla belirlenen kişisel ilişki günlerinde çocuğu diğer ebeveyne teslim etmemesi veya görüşmeyi zorlaştırması, Türk hukuk sisteminde çeşitli yaptırımlarla karşılanan bir eylemdir. Boşanma sürecinde çocuğu görmek her ebeveynin temel hakkıdır ve bu hak Türk Medeni Kanunu'nun 323. maddesiyle güvence altına alınmıştır.
Çocukla kişisel ilişki kurma hakkının engellenmesi, yalnızca velayeti olmayan ebeveynin değil, çocuğun da mağdur olmasına neden olur. Çocuğun her iki ebeveynle sağlıklı ilişki kurması, psikolojik gelişimi açısından hayati önem taşır. Bu makalede boşanma sürecinde çocuğa erişim engellenmesinin hukuki boyutlarını, başvuru yollarını, tazyik hapsi yaptırımını ve velayet değişikliği imkanlarını kapsamlı biçimde inceliyoruz.
Boşanma davasında çocukla kişisel ilişki düzenlemesi, davanın en hassas konularından birini oluşturur. Çocuğun her iki ebeveynle dengeli bir ilişki sürdürmesi, sağlıklı kimlik gelişimi için vazgeçilmezdir. Ne var ki uygulamada velayet sahibi ebeveynin bu hakkı çeşitli yöntemlerle engellediği sıkça görülmektedir. Çocuğu göstermeme eyleminin hukuki yaptırımları ağır olmasına rağmen birçok ebeveyn bu konudaki haklarından habersizdir.
Kişisel İlişki Kurma Hakkı Nedir?
Kişisel ilişki kurma hakkı, velayeti kendisine bırakılmayan ebeveynin çocuğuyla düzenli olarak görüşme hakkını ifade eder. TMK madde 323'e göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak, yalnızca ebeveyne değil aynı zamanda çocuğa da tanınmış temel bir haktır.
Mahkeme, boşanma kararı verirken kişisel ilişkinin hangi gün ve saatlerde, ne şekilde kurulacağını da belirler. Uygulamada genellikle ayda iki hafta sonu, dini bayramlarda birer gün, yarıyıl tatilinde bir hafta ve yaz tatilinde iki ile dört hafta şeklinde düzenlemeler yapılır. Bu düzenleme, çocuğun yaşına, eğitim durumuna ve ebeveynlerin yaşam koşullarına göre değişkenlik gösterir.
Çocukla Görüşmenin Engellenmesi Hangi Hallerde Gerçekleşir?
Uygulamada çocukla görüşmenin engellenmesi farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Velayet sahibi ebeveynin aşağıdaki davranışları kişisel ilişki hakkının engellenmesi olarak değerlendirilir:
- Çocuğu teslim etmeme: Mahkemece belirlenen görüşme günlerinde çocuğu diğer ebeveyne vermemek, en sık karşılaşılan engelleme biçimidir.
- Adres değiştirme: Çocuğun yaşadığı adresi haber vermeksizin değiştirmek ve görüşmeyi fiilen imkansız hale getirmek.
- Çocuğu yönlendirme: Çocuğu diğer ebeveyne karşı olumsuz etkilemek, korku veya nefret aşılayarak görüşmeyi istememesini sağlamak. Bu durum ebeveyn yabancılaştırma sendromu olarak da adlandırılır.
- Mazeret üretme: Her görüşme gününde çocuğun hasta olduğunu, ders çalışması gerektiğini veya başka planları olduğunu ileri sürerek sistematik biçimde engelleme yapmak.
- İletişimi kesme: Çocuğun diğer ebeveynle telefon, görüntülü arama veya mesaj yoluyla iletişim kurmasını engellemek.
Çocuğa Erişim Engellendiğinde Hukuki Başvuru Yolları
Kişisel ilişki hakkı engellenen ebeveynin başvurabileceği birden fazla hukuki yol bulunmaktadır. Bu yollar, engellemenin niteliğine ve süresine göre birlikte veya ayrı ayrı kullanılabilir.
- İcra takibi başlatma: Mahkeme kararıyla belirlenen kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması halinde velayeti olmayan ebeveyn, icra müdürlüğüne başvurarak çocuğun teslimini talep edebilir. İcra müdürlüğü, çocuk psikologu eşliğinde çocuğun teslimine ilişkin işlemleri yürütür.
- Tazyik hapsi şikayeti: İcra ve İflas Kanunu madde 341 gereğince çocuk teslimi hakkındaki ilama veya ara karara muhalefet eden kişi hakkında şikayet yoluna başvurulabilir. Bu suçun cezası altı aya kadar tazyik hapsidir.
- Velayet değişikliği davası: Çocukla kişisel ilişkiyi sistematik olarak engelleyen ebeveyn, çocuğun üstün yararına aykırı davranmış sayılır. Bu durum, velayetin değiştirilmesi davası açılması için haklı bir gerekçe oluşturur.
- Manevi tazminat davası: Kişisel ilişki hakkının ihlali nedeniyle kişilik hakları zedelenen ebeveyn, TMK madde 24 ve Borçlar Kanunu madde 58 kapsamında manevi tazminat talep edebilir.
Tazyik Hapsi: İİK Madde 341
Çocuk teslimi kararına muhalefet eden ebeveyne uygulanan en etkili yaptırım tazyik hapsidir. İcra ve İflas Kanunu madde 341, çocuk teslimine ilişkin ilama veya ara karara muhalefet eden kişinin altı aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılacağını düzenler.
Tazyik hapsi, disiplin hapsi niteliğinde olup yükümlülük yerine getirildiğinde sona erer. Başka bir deyişle velayet sahibi ebeveyn, çocuğu teslim ettiği anda tazyik hapsi kaldırılır. Bu yaptırımın uygulanabilmesi için şikayet zorunludur ve şikayet süresi fiilin öğrenilmesinden itibaren bir aydır. Şikayetin süresinde yapılmaması halinde hak düşer.
Bununla birlikte tazyik hapsinin çocuk üzerindeki psikolojik etkisi de göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle uzmanlar, tazyik hapsinden önce arabuluculuk ve uzlaşma yollarının denenmesini tavsiye etmektedir.
Uygulamada tazyik hapsi kararının infazı, İcra Ceza Mahkemesi tarafından gerçekleştirilir. Şikayet eden ebeveynin, mahkeme kararını ve engelleme olgusunu somut delillerle ortaya koyması gerekir. İcra Ceza Mahkemesi, tarafları dinledikten sonra karar verir. Karara itiraz yolu açıktır ve itiraz, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır.
Ebeveyn Yabancılaştırma Sendromu
Ebeveyn yabancılaştırma sendromu, velayet sahibi ebeveynin çocuğu diğer ebeveyne karşı sistematik olarak olumsuz etkilemesi sonucu ortaya çıkan psikolojik bir durumdur. Bu durumda çocuk, herhangi bir haklı gerekçe olmaksızın diğer ebeveynle görüşmeyi reddeder, ona karşı korku veya düşmanlık hisseder.
Yabancılaştırma davranışları arasında diğer ebeveyn hakkında sürekli olumsuz konuşmak, çocuğu görüşme günlerinde kaçırmak, çocuğa diğer ebeveynin onu sevmediğini söylemek ve çocuğu sadakat çatışmasına sokmak yer alır. Mahkemeler, ebeveyn yabancılaştırması tespit edildiğinde bu durumu velayet değişikliği için önemli bir gerekçe olarak değerlendirir.
Velayet Değişikliği Davası
TMK madde 183'e göre ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların ortaya çıkması halinde hakim, çocuğun korunması için gerekli önlemleri alır. Kişisel ilişki hakkının sistematik olarak engellenmesi de velayetin değiştirilmesi için yeterli bir gerekçe oluşturur.
Velayet değişikliği davasında mahkeme, çocuğun üstün yararı ilkesini esas alır. Çocuğun hangi ebeveynle yaşamasının onun fiziksel, duygusal ve sosyal gelişimi açısından daha uygun olacağı değerlendirilir. Sosyal hizmet uzmanları tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporu bu değerlendirmede kritik bir rol oynar.
Öte yandan velayet değişikliği davası açmak için önceki durumun değişmiş olması gerekir. Tek seferlik bir engelleme değil, sistematik ve sürekli bir engelleme davranışı velayetin değiştirilmesini haklı kılar. Yargıtay da kararlarında kişisel ilişkinin ısrarla engellenmesini çocuğun üstün yararına aykırı bir davranış olarak nitelendirmektedir.
Velayet değişikliği davası, çocuğun menfaatinin korunması amacıyla açılır. Mahkeme bu davada pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan bir heyetin hazırladığı sosyal inceleme raporunu dikkate alır. Raporda çocuğun yaşam koşulları, ebeveynlerin tutumları ve çocuğun tercihi gibi hususlar değerlendirilir. Çocuğun idrak yaşına ulaşmış olması halinde beyanı da mahkemece dinlenir.
Çocuğa Erişim Engellemesinin Psikolojik Etkileri
Çocukla görüşmenin engellenmesi, hem çocuk hem de velayeti olmayan ebeveyn üzerinde derin psikolojik etkiler bırakır:
- Çocuk üzerindeki etkiler: Güven kaybı, bağlanma sorunları, özsaygı düşüklüğü, kaygı bozuklukları ve depresyon belirtileri görülebilir. Çocuk, kendisini terk edilmiş veya sevilmeyen biri olarak algılayabilir.
- Ebeveyn üzerindeki etkiler: Çocuğuyla görüşemeyen ebeveynde ağır depresyon, çaresizlik hissi, öfke ve sosyal geri çekilme yaşanabilir. Bu durum kişinin iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkiler.
- Uzun vadeli sonuçlar: Çocuklukta yaşanan ebeveyn yabancılaştırması, yetişkinlik döneminde ilişki kurma güçlüğü, güven sorunları ve duygusal istikrarsızlık olarak kendini gösterebilir.
Üçüncü Kişilerin Kişisel İlişki Hakkı
TMK madde 325/1, olağanüstü durumların varlığı halinde çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde ana baba dışındaki kişilere de kişisel ilişki kurma hakkı tanır. Bu kapsamda büyükanne, büyükbaba ve diğer yakın akrabalar çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir. Özellikle velayet sahibi ebeveynin çocuğu büyükanne ve büyükbabayla görüştürmemesi durumunda bu kişiler de dava yoluna başvurabilir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki boşanma davası sürerken henüz kesinleşmiş bir velayet kararı olmadan da çocukla kişisel ilişki düzenlemesi yapılabilir. Mahkeme, dava süresince tedbir niteliğinde ara karar vererek çocuğun hangi ebeveynle kalacağını ve diğer ebeveynin görüşme günlerini belirler. Bu ara karara uyulmaması da aynı yaptırımlara tabidir. Dolayısıyla kesinleşmiş bir boşanma kararı beklenmeksizin kişisel ilişki hakkı korunmaktadır.
Çocuğun yurt dışına kaçırılması ihtimali de ayrı bir hukuki boyut taşır. Türkiye, 1980 tarihli Lahey Uluslararası Çocuk Kaçırma Sözleşmesi'ne taraftır. Bu sözleşme kapsamında hukuka aykırı olarak yurt dışına götürülen çocuğun iadesi talep edilebilir. Pasaport işlemlerinde mahkeme kararıyla çıkış yasağı konulması da önleyici tedbirler arasındadır.
Dava Sürecinde Pratik Öneriler
- Delil toplayın: Görüşme günlerinde çocuğun teslim edilmediğini gösteren mesajlar, arama kayıtları ve tanık beyanları toplayın.
- Tutanak tutun: Her engelleme olayının tarih, saat ve detaylarını yazılı olarak kaydedin.
- Uzman avukat desteği alın: Aile hukuku alanında deneyimli bir avukat, hem icra takibi hem de velayet değişikliği sürecinde size yol gösterir.
- Arabuluculuk deneyin: Mahkeme sürecine girmeden önce arabuluculuk yoluyla çözüm aranması hem çocuğun yararına hem de sürecin hızlanmasına katkı sağlar.
- Çocuk psikoloğu desteği: Çocuğunuzun bu süreçten en az etkilenmesi için uzman psikolojik destek almasını sağlayın.
Öte yandan çocuğun görüşme günlerinde sağlık sorunu yaşaması gibi gerçek mazeretlerin olması durumunda bu durum belgelenmelidir. Kişisel ilişki hakkının korunmasında ebeveynlerin karşılıklı iyi niyetli davranması ve çocuğun yararını ön planda tutması esastır. Mahkeme kararlarına uyum, hem hukuki yaptırımlardan korunmayı hem de çocuğun sağlıklı gelişimini güvence altına alır.
Sıkça Sorulan Sorular
- Çocuğumu göstermiyorlar, ne yapabilirim? Mahkeme kararıyla belirlenen kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması halinde icra müdürlüğüne başvurarak çocuğun teslimini talep edebilirsiniz. Ayrıca İİK madde 341 kapsamında tazyik hapsi şikayetinde bulunabilirsiniz.
- Tazyik hapsi ne kadar sürer? İİK madde 341 gereğince çocuk teslimi kararına muhalefet eden kişi altı aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılır. Yükümlülük yerine getirildiğinde hapis sona erer.
- Çocuğumu göstermeyen eşimden velayet alabilir miyim? Kişisel ilişki hakkının sistematik olarak engellenmesi, velayetin değiştirilmesi davası için haklı bir gerekçedir. Mahkeme, çocuğun üstün yararını değerlendirerek karar verir.
- Büyükanne ve büyükbaba çocuğu görmek için dava açabilir mi? TMK madde 325/1'e göre olağanüstü hallerde üçüncü kişiler de kişisel ilişki kurulması davası açabilir. Büyükanne ve büyükbabalar bu haktan yararlanabilir.
- Şikayet süresi ne kadardır? Tazyik hapsi şikayetinde bulunma süresi, fiilin öğrenilmesinden itibaren bir aydır. Bu süre içinde şikayet yapılmaması halinde hak düşer.
Boşanma sürecinde çocuğa erişimin engellenmesi, çocuğun sağlıklı gelişimini ve ebeveyn-çocuk ilişkisini tehdit eden ciddi bir hukuki sorundur. Bu durumla karşılaşan ebeveynlerin haklarını bilmesi ve zamanında hukuki adım atması büyük önem taşır. İzmir ve çevresinde çocukla kişisel ilişki hakkının engellenmesi konusunda hukuki destek almak isteyen kişiler, aile hukuku alanında deneyimli Avukat Aydın Aytuğ ile iletişime geçerek profesyonel danışmanlık alabilir.




