Boşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır? (Avantajlar ve Riskler - 2026)

Boşanma davasını ilk açan tarafın kanuni bir üstünlüğü yoktur; Türk Medeni Kanunu davacı veya davalı ayrımı yapmadan tarafların kusur tablosunu değerlendirir. Ancak davayı erken açmanın yetki seçimi, tedbir nafakası ve uzaklaştırma kararlarının hızla harekete geçirilmesi, delil sırasını belirleme gibi pratik avantajları vardır. Şiddet, aldatma (TMK m. 161 altı aylık süre), mal kaçırma ve çocuğun uzaklaştırılma riski gibi hallerde gecikmeden dava açılması şarttır. Buna karşılık yeterli delil hazırlığı yapılmadan açılan dava, davacının ağır kusurlu ilan edilmesine ve tazminat yükümlülüğüne dönüşebilir. Karar vermeden önce aile hukuku avukatıyla strateji kurulması önerilir.

Av. Aydın Aytuğ

Av. Aydın Aytuğ

Kurucu Avukat

18 Nisan 2026Güncelleme: 17 Mayıs 202612 dk okuma
Boşanma Davasını İlk Kim Açmalıdır? (Avantajlar ve Riskler - 2026)

Boşanma kararı alan eşlerin aklındaki ilk pratik sorulardan biri şudur: “Davayı kim önce açsa işine yarar?” Toplumda yaygın bir inanış, davayı ilk açanın hâkim önünde elinin daha güçlü olacağı yönündedir. Oysa Türk hukukunda boşanma davasını ilk açmak, tek başına bir usul üstünlüğü sağlamaz. Hâkimin karar vermesinde belirleyici olan, dilekçenin sırası değil, dosyaya sunulan delillerin ağırlığı ve tarafların kusur tablosudur. Bununla birlikte, erken dava açmanın sağladığı bazı pratik ve stratejik faydalar da vardır. Bu yazıda, boşanma davasını ilk açmanın gerçek avantajlarını, risklerini ve hangi durumlarda geciktirmeden dava açılması gerektiğini ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.

Boşanma Davasını İlk Açmak Bir Avantaj Sağlar mı?

Türk Medeni Kanunu’nun boşanma hükümlerinde, davayı ilk açan tarafa herhangi bir öncelik veya üstünlük tanınmamıştır. Kanun, hâkime tarafların eşit koşullarda dinlenmesini, delillerin tartılmasını ve kusur dağılımının adil biçimde belirlenmesini emreder. Bu çerçevede davacı olmak, dava dosyasını ilk açma şansı vermekle birlikte, hâkimi davacı lehine yönlendirecek hiçbir otomatik hak doğurmaz. Aksine, davayı açan taraf iddialarını ispatlamakla yükümlüdür; ispat yükünü yerine getiremezse dava reddedilir.

Uygulamada çiftler sıklıkla, “önce ben açarsam kusurlu taraf ben olmam” varsayımıyla hareket eder. Bu düşünce hukuken doğru değildir. Hâkim, davacı veya davalı ayrımı yapmaksızın her iki tarafın da evlilik birliğine karşı işlediği kusurları araştırır. Davayı açan eş, dosyaya hâkim olabilecek derecede ağır kusurluysa davası reddedilir; üstelik karşı tarafın açacağı karşı dava sonucunda tazminat ve nafaka yükümlüsü haline gelebilir. Dolayısıyla “ilk açmak” değil, “daha az kusurlu olmak ve bunu ispatlayabilmek” asıl belirleyicidir.

Yargıtay kararları da bu yaklaşımı pekiştirir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında, boşanma davasında tarafların davacı veya davalı sıfatından bağımsız olarak kusur oranlarının tespit edileceği, ispat yükünün iddia sahibinde olduğu vurgulanır. Bu nedenle davayı aceleyle ve yeterli delil toplamadan açan eş, elde etmek istediği sonuca ulaşamayabilir.

Davayı İlk Açmanın Gerçek Avantajları

Kanuni bir usul üstünlüğü sağlamamakla birlikte, davayı ilk açmak bazı pratik ve stratejik faydalar yaratır. Bu faydalar, doğru zamanlama ve iyi bir dilekçeyle birleştiğinde davanın seyrini olumlu etkileyebilir.

Yetkili Mahkeme Seçimi

HMK ve TMK’nın boşanma davasında yetki kuralları incelendiğinde, yetkili mahkemenin eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi olduğu görülür. Eşler farklı şehirlerde yaşıyorsa, davayı ilk açan taraf kendi yerleşim yerindeki mahkemeyi seçerek süreci kendi bulunduğu şehre çekebilir. Bu, özellikle şehirlerarası mesafe olan durumlarda önemli bir kolaylık sağlar. Karşı taraf için duruşmalara gelmek, avukat tutmak ve süreci takip etmek ekstra maliyet ve zaman gerektirir.

Yetki seçiminin bir diğer yönü, mahkemelerin iş yoğunluğuyla ilgilidir. Bazı şehirlerde aile mahkemeleri ciddi tempo içinde çalışır; duruşma tarihleri aylarca sonraya verilir. Stratejik bir değerlendirme yapılarak görece daha hızlı işleyen bir aile mahkemesinin bulunduğu yer seçildiğinde, süreç kısalabilir. Ancak yetki kuralı kamu düzeninden olmasa da ilk itirazlarla ileri sürülebileceğinden, dilekçenin hukuki dayanakları sağlam olmalıdır.

Tedbir Kararlarını Erken Harekete Geçirme

Boşanma davası açılır açılmaz hâkim, TMK m. 169 uyarınca eşlerin barınma, geçim, çocukların bakımı gibi konularında gerekli geçici önlemleri alır. Tedbir nafakası, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi, aile konutu tahsisi gibi kararlar, davanın ilk duruşmasından önce bile istem halinde verilebilir. Davayı ilk açan taraf, dilekçeye koyduğu tedbir taleplerinin en başından itibaren hâkim gündemine girmesini sağlar. Böylece davanın uzun süreceği ihtimaline karşı eş ve çocuklar hemen korumaya alınır.

Özellikle ekonomik olarak daha zayıf konumdaki eş için tedbir nafakası hayati önem taşır. Çalışmayan veya geliri yetersiz olan eş, dava boyunca kira ödeyebilmek, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tedbir nafakasına ihtiyaç duyar. Davayı geç açan eş, bu süreçte mağdur olurken, erken davranan taraf dilekçesiyle birlikte tedbir talebini de sunarak güvence altına alınır.

Delil Sırasını ve Anlatımı Belirleme

Dilekçe, hâkimin dosya hakkındaki ilk izlenimini şekillendirir. Davayı ilk açan taraf, olayları kendi bakış açısıyla ve vurgulamak istediği kusurlarla birlikte aktarır. Bu, psikolojik olarak hâkimin zihninde belirli bir “hikâye çerçevesi” oluşturur. Davalı taraf cevap dilekçesinde bu çerçeveyi dağıtmak için daha fazla enerji harcamak zorunda kalır. İyi hazırlanmış bir dava dilekçesi, bir anlamda dosyanın haritasıdır; sonraki duruşmalarda referans alınır.

Buna karşılık acele ve özensiz hazırlanmış bir dilekçe ters tepebilir. Eksik delille verilmiş ağır iddialar, sonradan ispatlanamadığında davacının güvenilirliğini zedeler. Bu nedenle davayı ilk açmak, mutlaka iyi bir dilekçeyle birlikte anlam kazanır.

Hangi Hallerde Bekletmeden Dava Açılmalı?

Bazı hallerde boşanma davası açmak için beklemek, geri dönülmez zararlara yol açar. Bu durumlarda ilk açan tarafın avantajı, usul değil, fiili koruma alanında ortaya çıkar.

Fiziksel veya Psikolojik Şiddet

Eşlerden birinin diğerine yönelik fiziksel veya psikolojik şiddet uyguladığı durumlarda vakit kaybetmeden hem 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında koruma kararı almak, hem de boşanma davası açmak gerekir. Şiddet mağduru eşin evi terk etmesinin ardından açılan dava, hem tedbir nafakası hem de uzaklaştırma kararını birlikte gündeme getirir. Geciken her gün, yeni şiddet olaylarına kapı aralar ve çocukların da travma yaşamasına sebebiyet verir.

Aldatma Delillerinin Ortaya Çıkması

Aldatma (zina) delilleri taze olduğunda derhal davanın açılması, TMK m. 161 kapsamındaki altı aylık hak düşürücü süreye yakalanmamak için önemlidir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde dava açılmazsa, özel sebep olarak zinaya dayanılamaz hale gelir; iddia ancak TMK m. 166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi olarak ileri sürülebilir. Erken dava açmak, delillerin kaybolmasını, tanıkların hafızalarının silinmesini ve dijital kayıtların yok edilmesini engeller.

Mal Kaçırma Şüphesi

Eşlerden biri ortak mal varlığını kaçırmaya başladığında, davayı önce açan taraf tedbir talep ederek banka hesaplarının, tapuların ve şirket paylarının ihtiyati tedbir altına alınmasını sağlayabilir. Özellikle boşanma öncesi kısa sürede yapılan gayrimenkul satışları, şirket ortaklığı devirleri, yurt dışına para transferleri hızla harekete geçilmediğinde geri döndürülmesi güç hak kayıplarına dönüşür. TMK’nın katılma alacağı rejimine tabi mal varlığı, zamanında korunmazsa boşanma sonrası talep edilen alacaklar tahsil edilemez hale gelebilir.

Çocuğun Uzaklaştırılması Riski

Eşlerden birinin çocuğu diğer ebeveynden uzaklaştırma, şehir veya ülke dışına çıkarma girişimi söz konusuysa derhal dava açılıp velayet ve kişisel ilişki yönünden tedbir kararı istenmelidir. Aksi halde çocuğun yurt dışına götürülmesi halinde Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi’nin işletilmesi uzun ve yıpratıcı bir süreçtir. Yurt içi adres değişikliklerinde bile çocuğun okul düzeninin ve sosyal çevresinin bozulmasını engellemek için erken müdahale şarttır.

Boşanma davasını ilk kim açar yetki ve tedbir kararları

Davacı Olmanın Dezavantajları ve Riskleri

İlk davayı açmak her zaman isabetli bir tercih değildir. Bazı koşullarda erken hareket, davacıyı zor duruma düşürür. Hukuki danışmanlık almadan yapılan erken atakların yarattığı tipik sorunlar şunlardır:

Davayı açan eş, iddia ettiği kusurları ispatla mükelleftir. Eş eve geç geliyor, aileye karşı ilgisiz davranıyor gibi soyut anlatımlar, tanık ifadesi veya belge ile desteklenmediğinde hâkim için yeterli olmaz. Davalı taraf, savunma sırasında davacının kusurlarını açığa çıkarma fırsatı bulur. Bu, davacının kısmî veya tam anlamıyla ağır kusurlu ilan edilmesine yol açabilir. Ağır kusurlu ilan edilen eş; maddi-manevi tazminat ödemek, yoksulluk nafakası alma hakkını kaybetmek ve karşı tarafın aleyhine olan taleplerini karşılamak zorunda kalabilir.

Davayı erken açan taraf, psikolojik olarak da baskı altına girer. Dava süreci, duygusal yıpranma, sosyal çevrenin yargıları ve ekonomik yük demektir. Hazırlıksız açılan dava, süreç boyunca belirsizlik yaratır ve davacının savunmasını zayıflatır. Ayrıca eşler arası iletişim tamamen hukuki kanala taşındığında geri dönüş çok zorlaşır; aile içi arabuluculuk ve uzlaşma seçenekleri kapanır.

Öte yandan ağır kusurla suçlayan dilekçeler sonradan ispatlanamadığında, karşı tarafın hakaret veya iftira suçlamalarıyla ceza dosyası açmasına dahi sebep olabilir. Özellikle sosyal medyadan yapılan paylaşımlar, kamuya açık yerlerde söylenen sözler delil olarak kullanıldığında, davacı kendi hazırladığı dilekçenin içeriğiyle çelişen beyanlarda bulunduysa inandırıcılığı sarsılır.

Kusur İspatı: Asıl Belirleyici Unsur

Türk boşanma hukukunun kalbinde kusur kavramı yer alır. Hâkim, kararını sadece “boşanılsın ya da boşanılmasın” şeklinde değil, “kim kusurlu, hangi oranda” sorularına cevap vererek verir. Kusur analizi; tazminat, nafaka, velayet gibi kritik başlıkların tümünü doğrudan etkiler.

Davacı taraf, boşanmaya sebep olarak gösterdiği olguları ispatlamakla yükümlüdür. Tanık beyanı, fotoğraf, ses ve görüntü kayıtları, WhatsApp mesajları, sosyal medya paylaşımları delil olarak kullanılabilir. Ancak delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır. Eşin telefonunu izinsiz karıştırarak elde edilen mesajlar hukuka aykırı delil sayılabilir; bu durumda delillerin dosyadan çıkarılması istenebilir. Yargıtay, son yıllardaki kararlarında dijital delillerin değerlendirilmesinde makul beklenti ve haklı gerekçe kavramlarını ön plana çıkarmıştır.

Tanık seçimi de titizlik gerektirir. Sadece akraba ve yakın dostlar değil; apartman görevlileri, komşular, iş arkadaşları gibi olaya tanıklık edebilecek üçüncü kişiler daha objektif değerlendirilir. Davalı, davacının tanıklarının önyargılı olduğunu ileri sürebilir; bu nedenle tanık listesi dengeli tutulmalıdır.

Kusur ispatı her zaman mutlak olmayabilir. Hâkim, delillerin yetersiz olduğu durumlarda iki tarafın da kusurlu olduğuna hükmederek eşit oranda kusur tespiti yapabilir. Bu durumda ne maddi-manevi tazminat ne de yoksulluk nafakası talep edilebilir. Erken açılan ancak zayıf delille desteklenen davalar, ne yazık ki bu şekilde sonuçlanabilir.

Çekişmeli Boşanmada Stratejik Değerlendirme

Çekişmeli boşanma davalarında taraflar kusur, tazminat, nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konularda anlaşamaz. Bu tür davalarda dava açma zamanlaması daha kritik bir öneme kavuşur. Stratejik açıdan göz önünde bulundurulması gereken faktörler şunlardır:

Davacı, dilekçesinde tüm taleplerini kapsamlı biçimde ileri sürebilir. Boşanma talebinin yanında maddi tazminat, manevi tazminat, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi, aile konutu şerhi, katkı payı ve katılma alacağı, tedbir kararları hepsi aynı dilekçede yer alabilir. Dilekçe ne kadar detaylı hazırlanırsa, davalının savunma sınırı da o kadar geniş tutulmak zorunda kalır.

Davalı taraf, cevap dilekçesinde karşı dava açma hakkını kullanabilir. Karşı dava açıldığında, tek bir dosyada iki taraflı bir boşanma süreci yürütülür. Bu noktada davayı kim önce açmış olursa olsun, karşı dava süreçte ağırlık kazanabilir. Özellikle davacının zayıf delilli, fakat davalının güçlü delilli karşı davası söz konusuysa tablo tersine dönebilir.

Avukatla çalışmak, çekişmeli boşanmada neredeyse zorunlu haline gelmiştir. Sürecin hukuki nitelikleri, dilekçelerin tekniği, tanık-delil yönetimi, Yargıtay içtihatları hakkında derin bilgi gerektirir. Dava açma anından önce bir aile hukuku avukatıyla strateji kurmak, davanın seyrini kökten etkiler.

Anlaşmalı Boşanmada Davayı Kim Açarsa Açsın

Anlaşmalı boşanma davalarında eşler; boşanma, velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi tüm konularda bir araya gelip uzlaşmış olurlar. Bu uzlaşma, TMK m. 166/3 uyarınca bir protokole bağlanır ve dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulur. Anlaşmalı boşanmada davayı kim açarsa açsın, sonuç değişmez. Hâkim sadece protokolün çocuk ve zayıf eş menfaatine uygunluğunu denetler, üzerinde gerek gördüğü değişiklikleri önerir.

Pratikte anlaşmalı boşanma dilekçelerinin büyük bölümü müşterek avukat tarafından hazırlanır. Eşler aynı anda duruşmaya gelir ve iradelerini hâkim huzurunda tekrarlar. Anlaşmalı boşanmanın avantajı, süreç kısalığı ve maliyet düşüklüğüdür; çoğu dava tek celsede sonuçlanır. Davayı kim açarsa açsın, masraflar ve hazırlanan dilekçeler ortaktır.

Anlaşmalı boşanma dilekçesini ilk açmak, sadece dosyanın resmi olarak kime ait olacağını belirler. Dosya başlığında davacı ve davalı yazsa da, protokol iki tarafın iradesiyle kurulmuştur. Bu nedenle anlaşmalı davada “davacı olmak” herhangi bir hukuki avantaj sağlamaz.

Boşanma dilekçesi hazırlanması ve delil planlaması

Dilekçenin Hazırlanması: Dava Başarısının Temel Taşı

Davayı ilk açmaya karar veren taraf için dilekçenin kalitesi, sonuç üzerinde en büyük etkiye sahip faktördür. İyi bir boşanma dilekçesi şu unsurları içermelidir:

Olayların kronolojik sırada anlatımı: Evliliğin başlangıcından bugüne kadar yaşanan sorunlar tarih sırasıyla kaleme alınmalı; iddialar belirli olgulara dayandırılmalıdır. “Eşim beni her zaman aşağıladı” gibi genel ifadeler yerine, “15 Mart 2025 tarihinde, aile sofrasında, şahitler huzurunda beni hakaret içerikli sözlerle aşağıladı” şeklinde somut anlatım tercih edilmelidir.

Hukuki dayanakların net gösterilmesi: Dilekçede TMK’nın ilgili maddelerine atıf yapılmalı, boşanma sebebi olarak hangi hukuki temele dayanıldığı (özel veya genel sebep) açıkça belirtilmelidir. Yargıtay’ın emsal kararlarına referans verilmesi, dilekçenin hukuki ağırlığını artırır.

Delil listesinin eksiksiz sunumu: Tanıklar, belgeler, dijital kayıtlar, bilirkişi istemleri dilekçe ekinde veya delil listesinde toplu olarak belirtilmelidir. Mahkemeye sunulmayan deliller, sonraki aşamalarda zorlukla dosyaya alınabilir. HMK hükümleri gereği ön inceleme sonrası yeni delil sunulması sınırlıdır.

Tedbir taleplerinin detaylandırılması: Dilekçede; tedbir nafakası miktarı, aile konutu şerhi, uzaklaştırma kararı, velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi açıkça istenmelidir. Genel “gerekli tedbirler alınsın” ifadesi yerine, spesifik taleplerle hâkimin dikkati yönlendirilmelidir.

Karşı Dava Kurumunun Önemi

Davalı taraf, cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava açma imkânına sahiptir. Karşı davada davalı, kendi boşanma sebeplerini ileri sürer ve nafaka, tazminat, velayet gibi karşı taleplerini dile getirir. Karşı dava, “ilk açan avantajlıdır” algısını tamamen tersine çevirebilir.

Örneğin; aldatma iddiasıyla davacı olan eş, kendi kusurları da güçlü delillerle karşı davada ortaya konduğunda ağır kusurlu ilan edilebilir. Bu durumda davacı, başlangıçta talep ettiği tazminatı alamaz; aksine karşı tarafa tazminat ödemek zorunda kalır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin pek çok kararında, davacının açtığı boşanma davasının reddedildiği, ancak karşı davada davalının kabul gördüğü tablolar vardır.

Karşı dava açma süresi, cevap süresiyle sınırlıdır. Davalı tarafın bu süreyi kaçırmaması, süre uzatım talebi gerekiyorsa mutlaka ön inceleme tarihinden önce iletmesi gerekir. Süresi içinde açılmayan karşı dava, bağımsız bir dava olarak ayrıca açılmak zorunda kalır ve süreç uzar.

Boşanma Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Boşanma davası açmaya karar veren taraf, hangi mahkemeye başvuracağını bilmelidir. Görevli mahkeme, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Yetkili mahkeme ise TMK m. 168 uyarınca; eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yerleşim yeri, kişinin sürekli kalmak niyetiyle oturduğu yerdir ve MERNİS adresinden tespit edilir. Altı aylık birlikte oturma kriteri, eşlerin fiilen aynı adreste yaşadığı son yeri kapsar.

Taraflar bu iki seçenek arasında tercih hakkına sahiptir. Örneğin eşler İzmir’de birlikte yaşadıktan sonra kadın İstanbul’a, erkek Ankara’ya taşınmışsa; davacı üç şehirden birini (İzmir, İstanbul, Ankara) seçebilir. Yetki seçimi, davacı için önemli bir stratejik karardır; avukatla birlikte değerlendirilmesi önerilir.

Sonuç ve Öneriler

Boşanma davasını ilk kim açmalıdır sorusunun net ve genel-geçer bir cevabı yoktur. Usul hukuku açısından davacı olmak tek başına bir avantaj sağlamaz; asıl belirleyici kusur ispatıdır. Ancak bazı durumlarda erken davranmak, pratik koruma ve strateji yönünden önemli faydalar yaratır. Şiddet, aldatma, mal kaçırma, çocuğun uzaklaştırılması gibi acil durumlarda vakit kaybetmemek gerekir. Diğer hallerde ise delil hazırlığı tamamlanmadan acele davranmak, davacıyı dezavantajlı konuma düşürebilir.

Karar vermeden önce bir aile hukuku avukatıyla görüşülmesi; olayların, delillerin, kusur tablosunun ve tedbir ihtiyacının profesyonel gözle değerlendirilmesi önemlidir. Avukatlık Kanunu’nun öngördüğü sır saklama yükümlülüğü, müvekkilin kendisini rahatça ifade etmesine imkân tanır. Avukat, davayı açmanın mı bekletmenin mi daha uygun olacağını, hangi dilekçe stratejisinin izleneceğini, hangi delillerin önceden toplanacağını sizinle birlikte belirler.

Boşanma süreci, hukuki olduğu kadar duygusal ve psikolojik bir yolculuktur. Eşlerin ve çocukların en az hasarla bu süreci atlatabilmesi için sadece hukuki değil, aile danışmanlığı, psikolojik destek gibi yardım kanallarından da yararlanılması tavsiye edilir. Dava açma anı, tüm bu hazırlıkların tamamlandığı, bilinçli bir tercihin yapıldığı an olmalıdır.

Merak Edilenler

Makale Hakkında S.S.S

Davayı önce açan eş mi kazanır?

Hayır. Davayı önce açmak, kazanmayı garanti etmez. Kazanan taraf, iddialarını ispatlayan ve kusuru daha az olan eştir. Dilekçenin açılma sırası, kararın içeriğini doğrudan etkilemez.

Eşim dava açtı, ben ne yapmalıyım?

Dava size tebliğ edildikten sonra iki hafta (HMK m. 127) içinde cevap dilekçesi vermelisiniz. Bu süre içinde aynı zamanda karşı dava açma hakkınız doğar. Cevap hakkı kaçırılırsa, savunma yapma imkânı daralır. Acilen bir aile hukuku avukatıyla görüşmeniz önerilir.

Anlaşmalı boşanmada davayı kim açar?

Eşlerden herhangi biri açabilir. Pratikte dilekçe müşterek hazırlanır ve taraflardan birinin adına verilir. Bu seçim, hukuki sonuçlar açısından önem taşımaz.

Davayı açtıktan sonra vazgeçebilir miyim?

Evet. Davadan feragat hakkınız her zaman vardır. Ancak feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur ve aynı sebeple tekrar dava açamazsınız. Yeni sebeplerle yeniden dava açılabilir. Bu nedenle feragat kararı dikkatle alınmalıdır.

Eşim başka şehirde yaşıyor, hangi mahkeme yetkili?

TMK m. 168 uyarınca siz kendi yerleşim yerinizdeki aile mahkemesinde dava açabilirsiniz. Karşı tarafın yerleşim yeri veya son altı ay birlikte oturduğunuz yer mahkemesi de yetkilidir.

Dilekçeyi avukatsız yazabilir miyim?

Hukuken mümkün olsa da tavsiye edilmez. Boşanma davaları; nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı gibi pek çok konuyu iç içe barındırır. Avukatsız yazılan dilekçeler genellikle eksik taleplerle mahkemeye gider; sonradan eklenmesi zor veya mümkün olmayabilir.

Yorumlar

0 yorum · Ortalama 0/5

0

0 değerlendirme

Bizi ArayınWhatsApp