Anlaşmalı Boşanma Davası Sonrası Tazminat (2026)

Anlaşmalı boşanmadan sonra tazminat istenebilir mi? Protokolde tazminat düzenlemesi, maddi ve manevi tazminat koşulları, Yargıtay kararları, tazminat ile nafaka farkı ve protokolde dikkat edilmesi gereken hukuki detaylar bu rehberde kapsamlı biçimde ele alınmaktadır.

Av. Aydın Aytuğ

Av. Aydın Aytuğ

Kurucu Avukat

3 Nisan 202610 dk okuma
Anlaşmalı Boşanma Davası Sonrası Tazminat (2026)

Anlaşmalı boşanma davası, tarafların boşanma ve tüm sonuçları konusunda mutabık kalarak evliliği sona erdirmesidir. Bu süreçte tazminat konusu genellikle protokol aşamasında karara bağlanır. Ancak anlaşmalı boşanmadan sonra tazminat istenebilir mi sorusu, boşanma sonrasında pek çok kişinin aklına gelir. Özellikle protokolde tazminat konusunun yeterince değerlendirilmediği veya hiç ele alınmadığı durumlarda taraflar hak kaybı yaşayıp yaşamadıklarını merak eder.

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrası, anlaşmalı boşanmanın koşullarını düzenler. Buna göre en az bir yıl süren evliliklerde eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde anlaşmalı boşanma gerçekleşebilir. Tarafların boşanma, velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat gibi tüm konularda tam mutabakat sağlaması zorunludur. Anlaşmalı boşanmada tazminat ne zaman ödenir, protokolde yer almayan tazminat talepleri sonradan ileri sürülebilir mi gibi sorular bu makalede ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Özellikle avukat yardımı almadan hazırlanan protokollerde tazminat konusunun eksik bırakılması sık karşılaşılan bir sorundur ve geri dönüşü olmayan hak kayıplarına neden olabilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve Tazminat

Anlaşmalı boşanma protokolü, tarafların boşanma ve sonuçlarına ilişkin tüm hususları düzenledikleri yazılı belgedir. Protokolde velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat konuları açıkça düzenlenir. Mahkeme, protokolün tarafların iradesine uygun olup olmadığını, hakkaniyete aykırı hükümler içerip içermediğini denetler ve uygun bulması halinde protokolü onaylayarak boşanmaya hükmeder.

Tazminat konusu protokolde birkaç farklı şekilde düzenlenebilir. Taraflar birbirlerinden maddi ve manevi tazminat talep etmeyeceklerini açıkça belirtebilir. Alternatif olarak belirli bir miktar üzerinde anlaşarak tazminat miktarını, ödeme şeklini ve zamanını protokole yazabilirler. Protokolde tazminat konusuna hiç değinilmemesi ise uygulamada ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle protokol hazırlanırken tazminat konusunun mutlaka ele alınması ve tarafların iradesinin açıkça ortaya konulması gerekir.

Protokolde yer alan tazminat düzenlemesi, mahkemece onaylandıktan sonra kesinleşen bir hüküm niteliği kazanır. Kesinleşen bu hükmün değiştirilmesi veya yeniden dava konusu yapılması kural olarak mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/512 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, anlaşmalı boşanmada tarafların mali sonuçlarına ilişkin ihtilafı nihai olarak çözdükleri kabul edilir. Dolayısıyla protokolde tazminat talep edilmeyeceği belirtilmişse veya belirli bir miktar üzerinde anlaşılmışsa bu karar bağlayıcıdır.

Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasında avukat desteği almak, tarafların haklarının korunması açısından kritik önemdedir. Avukat desteği olmadan hazırlanan protokollerde tazminat konusu sıklıkla göz ardı edilir veya belirsiz ifadelerle geçiştirilir. Oysa protokoldeki her madde kesinleşmiş mahkeme kararı niteliği taşır ve sonradan değiştirilmesi son derece güçtür. Protokolde "ileride belirlenecek" veya "taraflar arasında ayrıca görüşülecek" gibi muğlak ifadeler kullanılması halinde mahkeme protokolü onaylamayabilir çünkü bu ifadeler anlaşmalı boşanmanın temel koşulu olan tam mutabakat ilkesiyle bağdaşmaz.

Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Tazminat İstenebilir mi?

Bu sorunun yanıtı büyük ölçüde protokolün içeriğine bağlıdır. Protokolde tarafların maddi ve manevi tazminat taleplerinden vazgeçtikleri açıkça belirtilmişse boşanma sonrasında ayrı bir tazminat davası açılması kural olarak mümkün değildir. Mahkemece onaylanan protokol, tarafların iradesini yansıtır ve bu iradeye aykırı talepler reddedilir.

Ancak protokolde tazminat konusuna hiç değinilmemiş olması farklı bir hukuki durum ortaya çıkarır. Bazı hukuk çevrelerinde protokolde tazminattan bahsedilmemesinin, tarafların bu konudaki haklarını saklı tuttuğu şeklinde yorumlanabileceği tartışılmıştır. Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik içtihadı, anlaşmalı boşanma protokolünde tazminat konusunun ele alınmamış olmasını tarafların bu haklarından vazgeçtikleri şeklinde yorumlamaktadır. Yargıtay'a göre anlaşmalı boşanmada taraflar boşanmanın tüm mali sonuçlarını çözmüş sayılır.

TMK'nın 178. maddesi, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde tazminat davası açılabileceğini düzenler. Ancak bu hüküm ağırlıklı olarak çekişmeli boşanma davaları için uygulanır. Anlaşmalı boşanmada taraflar protokol ile tüm mali konuları çözmüş olduğundan, TMK 178 kapsamında sonradan tazminat davası açılması Yargıtay tarafından kabul görmemektedir. Bu durum, protokolün ne kadar dikkatli hazırlanması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

İstisnai durumlarda anlaşmalı boşanma sonrasında tazminat talebinde bulunulabilmesinin yolu, protokolün iptali davasıdır. Taraflardan birinin hile, tehdit veya esaslı yanılma sonucu protokolü imzaladığını kanıtlaması halinde mahkeme protokolü iptal edebilir. İptal kararıyla birlikte tazminat düzenlemesi de ortadan kalkar ve taraflar yeniden tazminat talebinde bulunabilir. Ancak iptal davalarında ispat yükü ağırdır ve başarı oranı düşüktür. Bu nedenle protokol imzalanmadan önce tüm hakların farkında olunması ve bilinçli bir karar verilmesi hayati önem taşır.

Anlaşmalı boşanma protokolü ve tazminat düzenlemesi

Maddi Tazminat ve Koşulları

TMK'nın 174. maddesinin birinci fıkrası, boşanma nedeniyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini düzenler. Maddi tazminat, boşanma nedeniyle uğranılan somut ekonomik kayıpları karşılamaya yöneliktir. Evlilik birliğinin sona ermesiyle kaybedilen ekonomik güvence, sağlık sigortası, sosyal statü ve gelecekte beklenen menfaatler maddi tazminatın kapsamına girer.

Maddi tazminat talebinin kabul edilebilmesi için belirli koşulların sağlanması gerekir. Her şeyden önce tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer taraftan daha az kusurlu olması şarttır. Eşit kusur halinde maddi tazminat talep edilemez. Bunun yanında maddi zararın somut ve belirli olması, zarar ile boşanma arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Tazminat miktarı belirlenirken tarafların ekonomik durumları, evlilik süresi, yaşları ve sosyal konumları dikkate alınır.

Anlaşmalı boşanmada maddi tazminat genellikle protokolde düzenlenir. Taraflar belirli bir miktar üzerinde anlaşabilir veya maddi tazminat talebinde bulunmayacaklarını beyan edebilir. Protokolde belirlenen tazminat miktarı peşin veya taksitler halinde ödenebilir. Ödeme şekli ve zamanı protokolde açıkça belirtilmelidir. Belirsiz ifadeler mahkemece kabul görmez ve protokolün reddine neden olabilir.

Maddi tazminat hesaplamasında mahkeme, tarafların evlilik süresince kazandıkları geliri, sahip oldukları mal varlığını, eğitim durumlarını ve iş olanaklarını değerlendirir. Uzun süren evliliklerde eşlerden birinin kariyerinden veya eğitiminden feragat etmiş olması maddi tazminat miktarını artıran bir etkendir. Özellikle ev hanımı olarak çalışmayan eşin boşanma sonrasında ekonomik bağımsızlığını sağlaması zaman alacağından maddi tazminat bu geçiş dönemindeki kayıpları karşılamaya yönelik belirlenir.

Manevi Tazminat ve Koşulları

TMK'nın 174. maddesinin ikinci fıkrası, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat talep edebileceğini düzenler. Manevi tazminat, boşanma sürecinde yaşanan duygusal ve psikolojik zararların karşılanmasına yöneliktir. Aldatma, fiziksel şiddet, hakaret, onur kırıcı davranışlar gibi kişilik haklarına yönelik saldırılar manevi tazminat talebinin temelini oluşturur.

Anlaşmalı boşanmada manevi tazminat talebi nadiren gündeme gelir. Taraflar zaten uzlaşarak boşandıkları için genellikle manevi tazminat konusunda da anlaşmaya varırlar. Çoğu anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların birbirlerinden manevi tazminat talep etmeyecekleri belirtilir. Manevi tazminat istenecekse miktarı ve ödeme koşulları protokolde açıkça yer almalıdır.

Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde kişilik hakkına yapılan saldırının ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş biçimi ve süregelen etkileri göz önünde bulundurulur. Manevi tazminat toplu olarak ödenir ve irat (düzenli ödeme) biçiminde hükmedilemez. Bu yönüyle nafakadan farklıdır. Manevi tazminat kararı kesinleştiğinde borçlu taraf ödeme yapmazsa alacaklı icra takibi başlatabilir.

Tazminat ile Nafaka Arasındaki Farklar

Tazminat ve nafaka sıklıkla karıştırılan ancak hukuki nitelikleri birbirinden farklı kurumlardır. Nafaka, boşanma sonrasında ekonomik olarak zor duruma düşen tarafın geçimini sağlamaya yönelik düzenli ödemedir. Yoksulluk nafakası süresiz olarak hükmedilebilir ve koşulların değişmesi halinde artırılabilir veya kaldırılabilir. Tazminat ise geçmişteki zararın karşılanmasına yöneliktir ve genellikle toplu olarak ödenir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka ve tazminat birbirinden bağımsız olarak düzenlenir. Taraflar nafaka konusunda anlaşırken tazminat talep etmeyebilir veya tam tersi bir düzenleme yapabilir. Nafaka ile tazminatın ayrı hukuki kurumlar olması nedeniyle birinin düzenlenmesi diğerini ortadan kaldırmaz. Protokolde her iki konu da ayrı ayrı ve açıkça ele alınmalıdır.

Nafaka konusunda önemli bir fark daha vardır. TMK'nın 176. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası, koşulların değişmesi halinde mahkeme kararıyla artırılabilir, azaltılabilir veya kaldırılabilir. Oysa kesinleşen tazminat hükmü kural olarak değiştirilemez. Bu nedenle protokolde nafaka ve tazminat miktarları belirlenirken geleceğe yönelik öngörüler dikkatle yapılmalıdır.

Ayrıca iştirak nafakası, müşterek çocukların bakım ve eğitim giderlerini karşılamaya yönelik olup tazminattan tamamen bağımsız bir kavramdır. İştirak nafakası velayet kendisine verilmeyen ebeveyn tarafından ödenir ve çocuğun reşit olmasına kadar devam eder. Protokolde iştirak nafakası miktarı da ayrıca düzenlenmelidir. İştirak nafakasının yetersiz kalması halinde sonradan artırım davası açılabilir; oysa tazminat miktarı kesinleştikten sonra değiştirilemez.

Protokolde Tazminat Düzenlemesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken tazminat konusunun doğru düzenlenmesi büyük önem taşır. Protokolde belirsiz ifadeler kullanılmamalıdır. Tazminat ödenecekse miktarı, ödeme tarihi ve şekli net biçimde yazılmalıdır. Tazminat talep edilmeyecekse bu durum da açıkça belirtilmelidir. Protokolde tazminat konusunun hiç ele alınmaması ileride hukuki belirsizlik yaratır.

Tazminat miktarı belirlenirken hakkaniyete uygun bir değerlendirme yapılmalıdır. Aşırı düşük veya aşırı yüksek tazminat tutarları mahkemece sorgulanabilir. Hakim, protokolü onaylarken tarafların iradesinin özgürce oluşup oluşmadığını ve düzenlemenin hakkaniyete uygun olup olmadığını denetler. Taraflardan birinin ekonomik baskı altında veya bilgisizlik nedeniyle haklarından vazgeçtiği izlenimi oluşursa hakim protokolü onaylamayabilir.

Protokolde faiz konusu da düzenlenmelidir. Tazminat ödemesinin gecikmesi halinde uygulanacak faiz oranı belirtilmezse yasal faiz oranı uygulanır. Taraflar yasal faiz oranından farklı bir oran üzerinde de anlaşabilir. Ayrıca taksitli ödemelerde herhangi bir taksitin zamanında ödenmemesi halinde kalan taksitlerin tamamının muaccel hale geleceği (derhal ödenebilir hale geleceği) gibi hükümler de protokole eklenebilir. Bu tür düzenlemeler alacaklının haklarını güçlendirir ve borçluyu ödeme disiplinine teşvik eder.

Tazminatın taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılmışsa taksit miktarları, ödeme tarihleri ve ödenmemesi halinde uygulanacak yaptırımlar protokolde açıkça belirtilmelidir. Taksitlerin ödenmemesi durumunda alacaklının doğrudan icra takibi başlatabilmesi için protokolün ilam niteliğinde olması gerekir. Mahkemece onaylanan anlaşmalı boşanma protokolü ilam niteliğinde olup doğrudan icraya konulabilir.

Boşanma tazminat hesaplama ve ödeme süreci

Anlaşmalı Boşanmada Tazminat Ne Zaman Ödenir?

Protokolde belirlenen tazminatın ödeme zamanı tarafların anlaşmasına bağlıdır. Tazminat peşin olarak duruşma öncesinde veya sonrasında ödenebilir. Taksitli ödeme düzenlemesi de yapılabilir. Ancak ödeme zamanı ne olursa olsun tazminat yükümlülüğü mahkeme kararının kesinleşmesiyle hukuki bağlayıcılık kazanır.

Uygulamada en yaygın yöntem, tazminatın boşanma kararının kesinleşmesinden sonra belirli bir süre içinde peşin olarak ödenmesidir. Taksitli ödemelerde ise aylık veya üç aylık taksitler şeklinde düzenleme yapılabilir. Taksit ödemelerinin başlangıç tarihi ve bitişi protokolde açıkça yer almalıdır. Gecikme halinde uygulanacak faiz oranı da belirlenebilir. Bazı protokollerde tazminatın taşınmaz devri şeklinde ödenmesi de kararlaştırılabilir. Örneğin eşlerden birinin diğerine konut veya arsa devretmesi tazminat ödemesi yerine geçebilir. Bu durumda taşınmazın değeri, devir süresi ve tapu işlemlerinin ne zaman yapılacağı protokolde açıkça belirtilmelidir.

Tazminat ödenmemesi durumunda alacaklı taraf icra müdürlüğüne başvurarak icra takibi başlatabilir. Mahkeme kararı ilam niteliğinde olduğundan ilamlı icra takibi yapılır. Borçlunun mal varlığına haciz konulabilir ve gerekirse taşınır veya taşınmaz malları satılarak alacak tahsil edilebilir. İcra takibinde borçludan ayrıca icra masrafları ve vekalet ücreti de talep edilebilir.

Anlaşmalı boşanmada tazminat konusunda tarafların uzlaştığı miktarın adil olup olmadığı tartışmalı olabilir. Mahkeme hakimi protokolü onaylarken tazminat miktarının hakkaniyete uygun olup olmadığını değerlendirir. Aşırı düşük bir tazminat miktarı, taraflardan birinin baskı altında veya bilgisizlik nedeniyle haklarından vazgeçtiğini düşündürebilir. Bu durumda hakim tarafları uyarabilir veya protokolü onaylamayı reddedebilir. Hakimin müdahalesi tarafların gerçek iradesini korumaya yönelik bir güvencedir.

Mal Paylaşımı ve Tazminat İlişkisi

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı ve tazminat birbirinden bağımsız hukuki kurumlardır. Mal paylaşımı, edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde yapılır ve tarafların evlilik süresince birlikte edindikleri malların paylaşılmasını kapsar. Tazminat ise boşanma nedeniyle uğranılan zarara karşılık talep edilen bir bedeldir.

Protokolde mal paylaşımı ve tazminat konuları ayrı ayrı düzenlenmelidir. Mal paylaşımı yapıldığı için tazminat talep edilemeyeceği veya tazminat ödendiği için mal paylaşımına gerek olmadığı gibi değerlendirmeler hukuken doğru değildir. Her iki kurum farklı hukuki temellere dayandığından birbirinin yerine geçemez. Taraflar mal paylaşımı konusunda anlaşırken ayrıca tazminat konusunu da ele almalıdır.

Uygulamada mal paylaşımı ve tazminat birlikte değerlendirilerek toplam bir rakam üzerinde anlaşma sağlanması da mümkündür. Bu durumda protokolde hangi kalem için ne kadar ödeme yapılacağı açıkça belirtilmelidir. Toplam bir rakam yazılıp mal paylaşımı ve tazminat ayrımı yapılmaması ileride uyuşmazlıklara yol açabilir.

Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında değerlendirilen mallar, evlilik süresince edinilen gelirler, tasarruflar ve bu gelirlerle satın alınan taşınır veya taşınmaz mallardır. Kişisel mallar ise evlilik öncesi sahip olunan veya miras yoluyla edinilen mallardır ve paylaşıma dahil edilmez. Protokolde hangi malların edinilmiş mal, hangi malların kişisel mal olduğu açıkça belirtilmelidir. Bu ayrımın doğru yapılması hem mal paylaşımı hem de tazminat hesabı açısından önemlidir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünün İptali ve Tazminat

Anlaşmalı boşanma protokolü belirli koşullarda iptal edilebilir. Taraflardan birinin hile, tehdit veya yanılma sonucu protokolü imzaladığının kanıtlanması halinde mahkeme protokolü iptal edebilir. İptal kararıyla birlikte tazminat düzenlemesi de ortadan kalkar ve taraflar yeniden tazminat talebinde bulunabilir.

Protokolün iptali için boşanma kararının kesinleşmesinden sonra belirli bir süre içinde dava açılması gerekir. İptal sebeplerinin somut delillerle ortaya konulması zorunludur. Yalnızca pişmanlık veya koşulların değişmiş olması iptal sebebi olarak kabul edilmez. İptal davalarında ispat yükü protokolün iptalini isteyen taraftadır.

Protokolün iptali ile boşanma kararı birbirinden ayrı hukuki sonuçlar doğurur. Protokolün iptal edilmesi boşanma kararını otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Mahkeme, protokolün iptaline karar verdiğinde boşanma kararının da ortadan kaldırılmasına veya yeni koşullarla devam etmesine ayrıca hükmedebilir. Bu durum oldukça karmaşık hukuki sonuçlar doğurduğundan mutlaka uzman bir avukat eşliğinde yürütülmelidir.

Uygulamada protokolün iptali davaları genellikle hile veya gizlenen mal varlığı iddiasına dayanır. Eşlerden birinin evlilik süresince edindiği malları veya gelirlerini gizlemesi, karşı tarafın gerçek mali durumu bilmeden tazminat haklarından vazgeçmesine neden olur. Bu durumda gizlenen mal varlığının ortaya çıkmasıyla birlikte aldatılan eş iptal davası açabilir. Gizlemenin kanıtlanması halinde mahkeme hem protokolü iptal eder hem de mal varlığının yeniden değerlendirilmesine karar verir. Banka hesap hareketleri, tapu kayıtları ve vergi beyannameleri bu tür davalarda sıklıkla başvurulan delillerdir.

Anlaşmalı Boşanmada Avukat Desteğinin Önemi

Anlaşmalı boşanma sürecinde uzman avukat desteği almak, tazminat haklarının korunması açısından büyük önem taşır. Avukat, tarafların hukuki haklarını değerlendirir, adil bir tazminat miktarı belirlemelerine yardımcı olur ve protokolün hukuki açıdan eksiksiz hazırlanmasını sağlar. Avukat olmadan hazırlanan protokollerde tazminat, nafaka ve mal paylaşımı konularının yetersiz veya hatalı düzenlenmesi sık karşılaşılan bir sorundur.

Tarafların ayrı avukatlarla temsil edilmesi hakkaniyetin sağlanması açısından idealdir. Aynı avukatın her iki tarafı da temsil etmesi menfaat çatışması yaratabilir. Her tarafın kendi avukatıyla görüşerek haklarını öğrenmesi ve bilinçli bir şekilde protokolü imzalaması, ileride pişmanlık yaşanmasını önler. Özellikle yüksek gelir veya mal varlığı olan çiftlerde profesyonel hukuki danışmanlık hayati önem taşır.

Avukat ayrıca tazminatın vergisel boyutlarını da değerlendirebilir. Bazı durumlarda yüksek miktarlı tazminat ödemeleri vergi yükümlülüğü doğurabilir. Taşınmaz devri şeklinde yapılan ödemelerde tapu harcı ve diğer masraflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Tüm bu hesaplamaların doğru yapılması tarafların beklenmedik mali yüklerle karşılaşmasını önler. Bunun yanında avukat, tazminatın ödeme güvencesi konusunda da taraflara rehberlik eder ve gerekirse teminat mekanizmaları önerir.

Sık Sorulan Sorular

  • Anlaşmalı boşanmadan sonra tazminat davası açılabilir mi? Protokolde tazminat konusu düzenlenmişse sonradan ayrı bir tazminat davası açılması kural olarak mümkün değildir. Yargıtay, anlaşmalı boşanmada tarafların mali sonuçlarını nihai olarak çözdüklerini kabul eder. Protokolün hile veya tehdit sonucu imzalandığı kanıtlanırsa iptal davası açılabilir.
  • Anlaşmalı boşanmada tazminat ne zaman ödenir? Ödeme zamanı protokolde belirlenen koşullara bağlıdır. Peşin veya taksitli ödeme düzenlenebilir. Ödeme yapılmazsa alacaklı ilamlı icra takibi başlatabilir.
  • Protokolde tazminat yazılmazsa ne olur? Protokolde tazminat konusuna hiç değinilmemesi hukuki belirsizlik yaratır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre anlaşmalı boşanmada tüm mali konuların çözüldüğü kabul edildiğinden sonradan tazminat talebi büyük olasılıkla reddedilir.
  • Anlaşmalı boşanmada manevi tazminat istenebilir mi? Evet, protokolde düzenlenmek koşuluyla manevi tazminat talep edilebilir. Ancak anlaşmalı boşanmalarda taraflar genellikle manevi tazminat talep etmemeyi tercih eder. Manevi tazminat istenecekse miktarı protokolde belirtilmelidir.
  • Tazminat miktarı sonradan değiştirilebilir mi? Kesinleşen tazminat hükmü kural olarak değiştirilemez. Bu yönüyle nafakadan farklıdır. Nafaka miktarı koşulların değişmesiyle artırılabilir veya azaltılabilirken, kesinleşen tazminat kararı sabittir.
  • Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapıldıysa tazminat da istenebilir mi? Evet, mal paylaşımı ve tazminat birbirinden bağımsız hukuki kurumlardır. Mal paylaşımı yapılmış olması tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak her iki konunun da protokolde ayrı ayrı düzenlenmesi gerekir.
  • Tazminat ödenmezse ne yapılabilir? Mahkemece onaylanan protokol ilam niteliğindedir. Tazminat ödenmezse alacaklı icra müdürlüğüne başvurarak ilamlı icra takibi başlatabilir. Borçlunun mal varlığına haciz konulabilir.
  • Anlaşmalı boşanma protokolü iptal edilebilir mi? Hile, tehdit veya yanılma gibi irade sakatlığı hallerinde protokolün iptali için dava açılabilir. Yalnızca pişmanlık veya koşulların değişmesi iptal sebebi değildir.

Anlaşmalı boşanma sürecinde tazminat konusu dikkatle ele alınması gereken kritik bir husustur. Protokolün hazırlanması aşamasında tüm mali konuların açık ve net biçimde düzenlenmesi, ileride yaşanabilecek hak kayıplarını önler. İzmir'de anlaşmalı boşanma, tazminat ve aile hukuku konularında profesyonel hukuki destek almak için Avukat Aydın Aytuğ ile iletişime geçebilirsiniz. Randevu ve detaylı bilgi için aydinaytug.av.tr adresini ziyaret edebilirsiniz. Protokol hazırlığı aşamasından tazminat taleplerinin değerlendirilmesine kadar tüm süreçlerde profesyonel hukuki danışmanlık büyük fark yaratır.

Yorumlar

2 yorum · Ortalama 4.5/5

4.5

2 değerlendirme

M

Mehmet Y.

20 Mart 2025

Çok detaylı ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Boşanma süreciyle ilgili merak ettiğim tüm soruların cevabını burada buldum. Teşekkürler.

A

Ayşe K.

18 Mart 2025

Nafaka türleri hakkındaki açıklamalar çok faydalıydı. Keşke daha fazla Yargıtay kararı örneği de eklenmiş olsaydı.