
Aile içi şiddet toplumun en ciddi sorunlarından biri olup Türk hukuk sistemi bu konuda kapsamlı düzenlemeler getirmiştir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun aile içi şiddete karşı koruyucu ve önleyici tedbirleri düzenleyen temel kanundur. Türk Ceza Kanunu ise şiddet eylemlerini suç olarak tanımlayarak cezai yaptırımlar öngörmüştür.
Aile içi şiddet cezası şiddetin türüne ve ağırlığına göre değişmektedir. Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddet olmak üzere dört temel şiddet türü hukuken tanınmaktadır. Her bir şiddet türü farklı cezai yaptırımlara tabi olup mağdurlar için farklı koruma mekanizmaları öngörülmüştür. Aile içi şiddet yargı sonuçları hem ceza hukuku hem de medeni hukuk alanında önemli sonuçlar doğurmaktadır.
Türkiye’de aile içi şiddetle mücadelede önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır. İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Sözleşme’nin ilkeleri doğrultusunda hazırlanan 6284 sayılı Kanun mağdurlar için kapsamlı koruma mekanizmaları öngörmüştür. Kanun yalnızca kadınları değil tüm aile bireylerini koruma altına almaktadır. Çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler de bu kanun kapsamında korumadan yararlanabilir.
Aile içi şiddet vakalarında hızlı hareket edilmesi hayati önem taşır. Mağdurun güvenliğinin sağlanması tüm diğer hukuki işlemlerden önce gelir. Kolluğa veya savcılığa yapılan başvurularda gecikmeksizin tedbir kararı alınması sağlanır. Hakim görevli olmasa bile nöbetçi hakim tarafından acil koruma kararları verilebilmektedir.
6284 Sayılı Kanun ve Koruyucu Tedbirler
6284 sayılı Kanun 2012 yılında yürürlüğe girmiş olup aile içi şiddete karşı mağdurları korumayı amaçlamaktadır. Bu kanun kapsamında mağdurlar için koruyucu tedbirler ve şiddet uygulayanlar için önleyici tedbirler düzenlenmiştir. Kanunun en önemli özelliği tedbirlerin hızlı ve etkili biçimde uygulanmasını sağlamasıdır.
Koruyucu tedbirler arasında mağdura barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım yapılması, psikolojik ve hukuki danışmanlık verilmesi ile geçici koruma altına alınması yer almaktadır. Bu tedbirler mülki amir tarafından derhal uygulanabilir. Mahkeme kararı beklenmeden acil durumlarda koruma sağlanması mümkündür.
6284 sayılı Kanun’un 4. maddesi hakimin verebileceği önleyici tedbirleri sıralamıştır. Bunlar arasında şiddet uygulayana silah teslimi emri, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı varsa tedavi programına yönlendirme ve sağlık kuruluşuna sevk yer almaktadır. Hakim ayrıca şiddet uygulayana belirli aralıklarla karakola bildirme yükümlülüğü de getirebilir.
Kanunun 5. maddesi ise mülki amirin verebileceği koruyucu tedbirleri düzenlemiştir. Mülki amir mağdur ve ailesi için barınma yeri sağlayabilir, geçici maddi yardım yapabilir ve gerekli hallerde geçici koruma altına alabilir. Bu tedbirler mahkeme kararı beklenmeksizin derhal uygulanabilir ve en geç ertesi iş günü hakimin onayına sunulur.
Tedbir kararlarının uygulanmasını takip etmek üzere Şid det Önleme ve İzleme Merkezleri kurulmuştur. ŞÖNİM olarak bilinen bu merkezler mağdurlara yönelik hizmetleri koordine eder, psikososyal destek sağlar ve tedbir kararlarının etkinliğini denetler. Türkiye genelinde 81 ilde ŞÖNİM bulunmaktadır.
Uzaklaştırma Kararı ve Uygulama Süreci
Uzaklaştırma kararı 6284 sayılı Kanun'un en etkili araçlarından biridir. Mahkeme şiddet uygulayanın ortak konuttan uzaklaştırılmasına, mağdura ve belirli yerlere yaklaşmamasına ve iletişim kurmamasına karar verebilir. Uzaklaştırma kararı en fazla altı ay süreyle verilebilir ve gerektiğinde uzatılabilir.
Uzaklaştırma kararının ihlali halinde şiddet uygulayan kişi hakkında zorlama hapsi uygulanır. İlk ihlalde üç ila on gün, tekrarlayan ihlallerde ise on beş ila otuz gün zorlama hapsi verilebilir. Bu yaptırımlar kararın caydırıcılığını artırmak amacıyla öngörülmüştür.

Uzaklaştırma kararı başvurusu sırasında delil sunulması zorunlu değildir. 6284 sayılı Kanun mağdurun beyanını esas alarak tedbir kararı verilmesine imkân tanımıştır. Bu düzenleme mağdurun acil korumaya kavuşmasını kolaylaştırmaktadır. Ancak karşı tarafın itiraz hakkı saklıdır ve mahkeme itiraz üzerine tedbiri kaldırabilir veya değiştirebilir.
Elektronik keşeş veya bilinen adıyla elektronik bileklik uygulaması da uzaklaştırma kararlarının takibinde kullanılmaktadır. Şiddet uygulayana elektronik bileklik takılarak mağdura belirli bir mesafeden fazla yaklaşması engellenir. Yakınlaşma durumunda hem mağdura hem de kolluğa otomatik uyarı gönderilir. Bu sistem mağdurun güvenlik hissini önemli ölçüde artırmaktadır.
Uzaklaştırma kararına rağmen şiddetin tekrarlanması durumunda mağdurun derhal kolluğa haber vermesi gerekir. Kolluk kuvvetleri tutanak tutarak savcılığa bildirimde bulunur. Tekrarlayan ihlallerde mahkeme zorlama hapsi süresini artırabilir. Ayrıca şiddet uygulayana yönelik yeni ceza soruşturması başlatılır.
Fiziksel Şiddet ve Cezai Yaptırımları
Fiziksel şiddet aile içi şiddetin en yaygın türüdür. TCK madde 86 kasten yaralama suçunu düzenlemekte olup eşe veya aile bireylerine karşı işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılmaktadır. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralanmalarda dört aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bu ceza aile bireylerine karşı işlenmesi halinde altı aydan bir buçuk yıla kadar yükselmektedir.
Kasten yaralama sonucu ağır kemik kırığı, organ işlev kaybı veya hayati tehlike oluşması halinde ceza miktarı önemli ölçüde artar. TCK madde 87 neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu düzenlemekte olup bu durumlarda ceza beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına çıkabilmektedir.
Aile içi fiziksel şiddet vakalarında müşteki şikayetini geri çekse bile savcılık soruşturmayı resen sürdürebilir. Özellikle ağır yaralama durumlarında dava kamu davası niteliğinde olup şikayetin geri çekilmesi davayı sona erdirmez. Bu düzenleme mağdurun baskı altında şikayetini geri çekmesinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Silahla veya kesici aletle gerçekleştirilen şiddet eylemlerinde ceza daha da ağırlaştırılır. TCK madde 6 uyarınca silah kavramı geniş yorumlanır ve bıçak, sopa gibi aletler de silah kapsamında değerlendirilir. Silahla kasten yaralama suçunda ceza üçte bir oranında artırılır. Mağdurun çocuk olması da ayrıca ağırlaştırıcı neden olarak değerlendirilir.
Psikolojik Şiddet ve Hukuki Karşılığı
Psikolojik şiddet fiziksel iz bırakmayan ancak mağduru derinden etkileyen bir şiddet türüdür. Sürekli aşağılama, küçümseme, tehdit, yıldırma ve yalnızlaştırma gibi davranışlar psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilir. TCK kapsamında tehdit suçu altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.
Hakaret suçu TCK madde 125 uyarınca üç aydan iki yıla kadar hapis cezası gerektirmektedir. Aleni hakaret halinde ceza altıda bir oranında artırılır. Psikolojik şiddetin ispatı fiziksel şiddete göre daha güç olabilir. Tanık beyanları, mesajlar, ses kayıtları ve uzman raporu bu tür şiddetin kanıtlanmasında kullanılabilecek deliller arasındadır.
Psikolojik şiddetin uzun süreli etkilerini belgeleyen uzman raporları mahkemede önemli delil niteliği taşır. Psikolog veya psikiyatrist tarafından düzenlenen raporda mağdurun yaşadığı travma, anksiyete bozukluğu veya depresyon gibi ruhsal sorunlar belgelenir. Bu raporlar hem ceza davasında hem de boşanma davasında kusur değerlendirmesinde kullanılır.
Israrlı takip ve dijital ortamda taciz de psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilmektedir. TCK madde 123 kişilerin huzur ve sükünunu bozma suçunu düzenlemiş olup ısrarlı şekilde telefon etme, mesaj gönderme ve takip etme bu suç kapsamında yargılanabilir. Dijital ortamda gerçekleştirilen taciz eylemlerinde mesaj kayıtları, arama dökümleri ve sosyal medya görüntüleri delil olarak kullanılabilir.
Cinsel Şiddet ve Ceza Miktarları
Eşe karşı cinsel şiddet TCK madde 102 kapsamında değerlendirilmektedir. Cinsel saldırı suçunun eşe karşı işlenmesi halinde soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır. Basit cinsel saldırıda iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup vücuda organ veya sair cisim sokulması halinde ceza on iki yıldan az olamaz.
Cinsel şiddet mağdurları için özel koruma tedbirleri uygulanmaktadır. Mağdurun ifadesi uzman eşliğinde alınır ve tekrar tekrar ifade vermesi engellenir. Mahkeme aşamasında mağdurun kimlik bilgilerinin gizli tutulması da mümkündür.

Cinsel şiddet vakalarında mağdurun beyanı büyük önem taşır. Yargıtay içtihatlarında mağdur beyanının istikrarlı ve tutarlı olması halinde tek başına mahkûiyet kararı verilebileceği kabul edilmektedir. Ancak beyanın diğer delillerle desteklenmesi davanın gücünü artırır. Adli tıp muayenesi ve biyolojik delil tespiti bu davalarda kritik öneme sahiptir.
Ekonomik Şiddet ve Hukuki Boyutu
Ekonomik şiddet eşin çalışmasının engellenmesi, gelirine el konulması, aile bütçesinden dışlanması ve temel ihtiyaçlarının karşılanmaması şeklinde ortaya çıkar. TCK'da ekonomik şiddet doğrudan bir suç tipi olarak düzenlenmemiştir. Ancak 6284 sayılı Kanun kapsamında ekonomik şiddete karşı koruyucu tedbirler alınabilir.
Ekonomik şiddet mağdurları için geçici nafaka, geçici maddi yardım ve işe yerleştirme desteği gibi tedbirler uygulanabilmektedir. Mahkeme şiddet uygulayanın mağdura nafaka ödemesine ve ortak giderlere katılmasına karar verebilir. Ekonomik şiddet aynı zamanda boşanma davasında kusur değerlendirmesinde de dikkate alınmaktadır.
Ekonomik şiddetin ispatında banka hesap hareketleri, kredi kartı ekstresi ve tanık beyanları önemli deliller arasındadır. Eşin gelirini gizlemesi, ortak hesaptan para çekmesi veya mağdurun temel ihtiyaçlarını karşılamaması ekonomik şiddetin göstergeleridir. Mahkeme ekonomik şiddeti tespit ettiğinde şiddet uygulayana nafaka ödeme yükümlülüğü getirebilir.
Aile İçi Şiddetin Boşanma Davasına Etkisi
Aile içi şiddet boşanma davasında ağır kusur olarak değerlendirilir. Şiddet uygulayan eş tam kusurlu veya ağır kusurlu kabul edilir ve bu durum nafaka, tazminat ve velayet kararlarını doğrudan etkiler. Şiddet uygulayan eşe yoksulluk nafakası bağlanmaz ve şiddet mağduru eş lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilir.
Velayet konusunda da şiddet uygulayan eşin dezavantajlı duruma düştüğü görülmektedir. Mahkemeler çocuğun üstün yararını gözeterek şiddet ortamından uzaklaştırılmasını sağlar. Şiddet uygulayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı sınırlandırılabilir veya denetimli olarak kullandırılabilir.
Aile içi şiddet nedeniyle boşanma davasında maddi tazminat miktarı şiddetin süresi, yoğunluğu ve mağdurun uğradığı zarara göre belirlenir. Manevi tazminat ise mağdurun yaşadığı acı ve ıstırap karşılığında hükmedilir. Yargıtay emsal kararlarında şiddet vakalarında yüksek tazminatlara hükmedilmesini uygun bulmuştur.
Şiddet ortamında büyüyen çocukların psikolojik gelişimi olumsuz etkilenir. Uzman pedagog ve psikolog raporları velayet kararında belirleyici rol oynar. Mahkeme çocuğun üstün yararını gözeterek velayet kararını verir. Şiddet uygulayan ebeveynin velayet alması oldukça güç olup ancak istisnai durumlarda mümkündür.
Şiddet Mağdurları İçin Başvuru Yolları
Aile içi şiddet mağdurları polis, jandarma veya savcılığa doğrudan başvurabilirler. ALO 183 Sosyal Destek Hattı üzerinden yardım talep edilebilir. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri yani ŞÖNİM'ler mağdurlara hukuki ve psikolojik destek sağlamaktadır. Kadın sığınma evleri mağdurların güvenli barınma ihtiyacını karşılamaktadır.
Mağdurlar baroya bağlı adli yardım bürosundan ücretsiz avukatlık hizmeti alabilirler. Avukat desteği ile koruma kararı başvurusu, uzaklaştırma talebi ve ceza davası takibi yapılabilir. Avukat Aydın Aytuğ İzmir'de aile içi şiddet mağdurlarına hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Çocuklara Yönelik Aile İçi Şiddet ve Hukuki Sonuçları
Çocuklara yönelik şiddet hem TCK hem de 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilir. Çocuğa karşı fiziksel şiddet uygulanması halinde TCK madde 86 uyarınca ceza altıda bir oranında artırılır. Çocuk Koruma Kanunu ise çocuğun acil koruma altına alınmasını, bakım tedbiri uygulanmasını ve gerektiğinde aile dışında barındırılmasını öngörmektedir.
Eğitim kurumları, sağlık kuruluşları ve sosyal hizmet uzmanları çocuğa yönelik şiddeti tespit ettiğinde savcılığa bildirimde bulunmak zorundadır. Bu bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında TCK madde 278 kapsamında suçu bildirmeme suçundan işlem yapılabilir. Çocuğun ifadesinin alınmasında uzman pedagog veya psikolog eşliğinde çocuk izlem merkezlerinde görüntülü kayıt yapılır.
Aile İçi Şiddet Delillerinin Toplanması
Aile içi şiddetin ispatında farklı tür deliller kullanılmaktadır. Fiziksel şiddet vakalarında adli tıp raporu en önemli delildir ve şiddetten hemen sonra alınması gerekir. Hastane acil servis kayıtları, doğrudan darp raporu başvurusu ve aile hekimi muayene raporları da destekleyici belgeler arasındadır.
Tanık beyanları şiddetin sürekliliğini ve yoğunluğunu ortaya koymak açısından önemlidir. Komşular, akrabalar ve arkadaşlar tanık olarak dinlenebilir. Görüntü ve ses kayıtları da delil olarak sunulabilir ancak bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekir. Şiddet uygulayan kişinin tehdit içeren mesajları ve sosyal medya paylaşımları da delil olarak değerlendirilir.
Polis tutanakları ve savcılık ifade tutanakları da güçlü deliller arasındadır. Daha önce alınmış uzaklaştırma kararları ve bu kararların ihlal tutanakları şiddetin sürekliliğini göstermesi bakımından önemlidir. Mağdurun günlük tutması ve şiddet olaylarını tarih ve detaylarıyla kaydetmesi de dava sürecinde faydalı olabilir.
Aile İçi Şiddet Ceza Davası Süreci
Aile içi şiddet nedeniyle ceza davası savcılık soruşturması ile başlar. Mağdurun şikâyeti veya kolluğun ihbarı üzerine savcılık delilleri toplar ve yeterli şüphe bulması halinde iddianame düzenler. Mağdurun ifadesi alınırken müdafi atanması ve ifadenin uygun ortamda alınması sağlanır.
Ceza davasında şiddetin ispatlanması için adli tıp raporu, tanık beyanları, görüntü ve ses kayıtları ile dijital deliller kullanılır. Adli tıp raporu fiziksel şiddetin belgelenmesinde en önemli delildir. Mağdurun şiddetten hemen sonra hastaneye başvurması ve rapor aldırması davanın güçlenmesi açısından kritiktir.
Mahkûmiyet halinde sanığa hapis cezasının yanı sıra adli para cezası da verilebilir. Ceza ertelemesi veya hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür ancak tekrarlayan şiddet vakalarında bu imkânlar kısıtlanır. Hükümün açıklanmasının geri bırakılması kararı da verilebilir ki bu durumda sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur.
Şiddet uygulayan kişilere yönelik rehabilitasyon programları da 6284 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmektedir. Mahkeme şiddet uygulayanı öfke kontrolü programına yönlendirebilir. Alkol veya madde bağımlılığı tespit edilen kişiler tedavi programına yönlendirilir. Bu programlara katılımın zorunlu olmasına rağmen katılmayan kişi hakkında zorlama hapsi uygulanabilir.
Kadın Sığınma Evleri ve Destek Hizmetleri
Kadın sığınma evleri şiddet mağdurlarına güvenli barınma imkânı sunan kurumlardır. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri ile belediyelere bağlı sığınma evleri bulunmaktadır. Sığınma evlerinde barınmanın yanı sıra psikolojik destek, hukuki danışmanlık ve mesleki eğitim hizmetleri de verilmektedir.
Sığınma evine başvuru ALO 183 hattı, ŞÖNİM veya kolluk kuvvetleri aracılığıyla yapılabilir. Acil durumlarda doğrudan en yakın polis veya jandarma karakoluna başvurulmalıdır. Kolluk kuvvetleri mağduru güvenli bir yere ulaştırmakla yükümlüdür. Çocuklarını da beraberinde getiren anneler çocuklarıyla birlikte barındırılır.
Aile İçi Şiddetle Mücadelede Uluslararası Boyut
Türkiye aile içi şiddete karşı uluslararası sözleşmelere taraftır. Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi yani CEDAW ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bu alanda bağlayıcı hükümler içermektedir. Devletin şiddeti önleme ve mağdurları koruma yükümlülüğü uluslararası hukuktan kaynaklanmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aile içi şiddet vakalarında Türkiye aleyhine çok sayıda ihlal kararı vermiştir. Bu kararlar devletin mağdurları yeterince korumadığı gerekçesiyle verilmiştir. AİHM kararları Türkiye’deki yasal düzenlemelerin geliştirilmesinde önemli bir itici güç olmuştur.
Aile içi şiddet davalarında uzman bir avukatın desteği mağdurun haklarının tam olarak korunmasını sağlar. Avukat koruma kararı başvurusunu hazırlar, delillerin usulüne uygun toplanmasını sağlar ve ceza ile boşanma davalarını birlikte yürütür. Avukat Aydın Aytuğ İzmir’da aile içi şiddet vakalarında mağdurlara kapsamlı hukuki destek sunmaktadır. Detaylı bilgi ve danışmanlık için aydinaytug.av.tr üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Birleşmiş Milletler Kadınlara Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi de bu alanda önemli bir uluslararası belgedir. Bildirge devletleri aile içi şiddeti önlemek için yasal düzenlemeler yapmaya, mağdurları korumaya ve fail rehabilitation programları oluşturmaya davet etmektedir. Türkiye bu bildirgeye taraf olup yükümlülüklerini 6284 sayılı Kanun başta olmak üzere çeşitli yasal düzenlemelerle yerine getirmeye çalışmaktadır.
Aile içi şiddete maruz kalan kişilerin öncelikle güvenli bir yere sığınması ve ardından 155, 183 veya en yakın kolluk birimine başvurması önerilmektedir. Yaraların belgelenmesi için hastaneye gidilmeli ve adli rapor alınmalıdır. Hukuki sürecin etkili yürütülmesi için konusunda deneyimli bir avukata danışılması mağdurun haklarının korunmasında belirleyici olmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
- Aile içi şiddet cezası ne kadardır? Aile içi şiddetin cezası şiddetin türüne göre değişir. Kasten yaralama suçunda altı aydan bir buçuk yıla kadar hapis cezası uygulanırken ağır yaralanma halinde ceza on iki yıla kadar çıkabilir. Tehdit suçunda altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
- Uzaklaştırma kararı nasıl alınır? Uzaklaştırma kararı için aile mahkemesine başvurulur. Acil durumlarda mülki amir de uzaklaştırma kararı verebilir. Başvuru sırasında şiddetin somut delillerle ortaya konması kararın verilmesini kolaylaştırır.
- Uzaklaştırma kararı ihlal edilirse ne olur? Uzaklaştırma kararının ihlali halinde zorlama hapsi uygulanır. İlk ihlalde üç ila on gün, tekrarlayan ihlallerde on beş ila otuz gün zorlama hapsi verilir.
- Psikolojik şiddet nasıl ispatlanır? Psikolojik şiddetin ispatında tanık beyanları, mesaj ve arama kayıtları, uzman raporu ve ses kayıtları kullanılabilir. Psikolog veya psikiyatrist raporu mağdurun psikolojik durumunu belgelemek için önemlidir.
- Aile içi şiddet boşanma davasını nasıl etkiler? Şiddet uygulayan eş ağır kusurlu sayılır. Bu durum nafaka, tazminat ve velayet kararlarını mağdur lehine etkiler. Şiddet uygulayan eşe yoksulluk nafakası bağlanmaz.
- Erkekler de aile içi şiddet mağduru olabilir mi? Evet, 6284 sayılı Kanun cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm aile bireylerini kapsamaktadır. Erkek mağdurlar da aynı koruma tedbirlerinden yararlanabilir ve şikâyette bulunabilirler.
- Çocuklara yönelik aile içi şiddet nasıl değerlendirilir? Çocuklara yönelik şiddet hem TCK hem de Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilir. Çocuğa karşı işlenen yaralama suçlarında ceza artırılarak uygulanır ve çocuk koruma tedbirleri derhal devreye girer.
- Aile içi şiddet şikâyeti nasıl yapılır? En yakın polis veya jandarma karakoluna, savcılığa veya ALO 183 hattına başvurarak şikâyette bulunabilirsiniz. Acil durumlarda 155 polis veya 156 jandarma ihbar hatları aranabilir. Şikâyet sırasında varsa delillerin sunulması süreci hızlandırır.
- Koruma kararı ne kadar sürede alınabilir? Acil koruma kararları aynı gün içinde alınabilmektedir. Mülki amir tarafından verilen koruyucu tedbirler derhal uygulanır. Mahkeme tarafından verilen önleyici tedbirler ise genellikle başvurudan itibaren en geç yirmi dört saat içinde karara bağlanır.
- Aile içi şiddette uzlaşma mümkün müdür? Aile içi şiddet suçlarında uzlaşma yoluna gidilemez. TCK ve 6284 sayılı Kanun uyarınca aile bireylerine karşı işlenen suçlarda uzlaşma kurumu uygulanmaz. Bu düzenleme mağdurun baskı altında uzlaşmaya zorlanmasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır.




